"hahoo ho! hahoo ho!" kimine göre anlamsız olan bu cümle pal sokağı çocukları için aralarında anlaşmalarını sağlayan gizli bir parola. nemecsek, boka, csele, csanakos, kolnay, barabas, lezsik, richter, weiszs, gereb ve daha nicesi pal sokağı çocukları olarak bundan tam yüz yıl önce, budapeştede'de yoksul bir semt olan jozsefvaros'tan yola çıktılar. daha çok küçükken benim semtime hatta evime de uğramışlardı. çocukluğuma en derin ve güzel izi bırakıp diğer evlere de "oyun ya da ciddi mücadele", "dostluk ya da ihanet", "birbirine kenetlenme ya da gruplara bölünme", "her şeye rağmen var olma ya da sevdiği şeyler uğruna ölümü göze alma", "tek başına kalma ya da bir gruba ait olma" ikiliklerinin dünyamızın olağan şeyleri olduğunu aşılamaya çalıştılar. yıllar sonra kitabı tekrar elime aldığımda, değişen hiçbir şey olmadığını; zamandan ve mekandan bağımsız olarak kendi yolunda yürüyen bir edebiyat şaheseri olduğunu tekrar anladım. öyle ki "pal sokağı çocukları" adını budapeşte'deki bir sokağa bile vermiş. 2007 senesinde yani kitabın basımının 100. yıldönümünde nemecsek, weisz, kolnay ve richter bilyelerle oyun oynadığı esnada, pazstor kardeşlerin gelip einstand (eşyalara el koyma) yaptıkları an sokağa yansıtılmış, herbirinin heykeli dikilmiş. ayrıca çocukların bir mabed olarak gördükleri "arsa"ları aslına uygun bir şekilde inşa edilerek "dostluk" geleneğinin devamını niteleyen bir sembol olarak budapeşte sokaklarında yerini almış. "arsa"ya özellikle değinmek istiyorum çünkü bu onlar için bir oyun alanından çok daha fazlası. bunu kitaptan bir alıntı yaparak en güzel şekilde açıklayabileceğimi düşünüyorum: "arsanın, bu bir avuç toprak parçasının belki artık ellerinden alınacağını da bilmiyorlardı. onlar için sabahları amerikan bozkırı, öğleden sonra macar ovası olan, yağmur