türkiyede kökleşebilecek bir hümanizmaya bu basit yollardan gidilmelidir bizce. ilk iş topraktan çıkan her şeyin bizim olduğuna inanmak, inandırmaktır.
bu memleketin okumuşu okumamışı bugüne değin kültür varlıkları ile ilgilenmemişse, bugüne değin ona hiçbir kültür propagandası yapılmamış olduğundandır.
bunları söylediğimiz zaman, bize maddi olanaksızlıklardan veya bilirkişi kıtlığından dem vuruluyor. evet, kazılar, araştırmalar para ister, müzelerin bakımı, bilirkişilerin yetiştirilmesi de zaman ve para ister, ama topraklarımızın var olan zenginliklerini bu ulusa tanıtmak, sevdirmek para ile ilgili bir iş mi? sanmıyorum.
anadolunun kazı yerleri ancak birkaç yabancı turistin türlü güçlükleri yenerek kırk yılda bir gezdikleri; otlarla bürünmüş, yılanlarla dolu ulaşılmaz birer kültür mezarı olarak bırakılmasın.