Ruhum, dalgaları biteviye dövüşen deniz gibi mi olmalı,
Yoksa birbiriyle savaşan rüzgârların kasırgaya dönüştüğü gök gibi mi?
Kör bir zerreden ibaret bir insan olsaydım,
Sabreder, ruhumu bulurdum.
Bu kahverengi ceketi hazırladığında kazanacağı para kim bilir nereye lazım olacak? Belki bu para marangoza verilecekti: Küçücük tabutu hazırlayacak olan marangoza! Ve bay Csetneky bu son derece zarif yeni takım elbisesi içinde bayramlarda boy gösterecekti.
Birbirinden farklı karakteristik özellikleri olan çocuklara ve onları ortak bir öznede buluşturan "vatan"ları için ne fedakarlıklar ne kahramanlıklar ortaya koyduğuna tanıklık ediyoruz.
Öncelikle bu kitabı okumaktan ne kadar zevk aldığımdan bahsetmek istiyorum. Beni cezbeden ve elime aldım mı bırakamama sebep olan anlatımı sayesinde kitaba bağlandım. Öyle ki sonu gelmesin, o korktuğum şey (spoiler bölümünde bahsedeceğim) başıma gelmesin diye bir kaç gün elimi sürmedim. Ama bu hikayenin de bir sona kavuşması gerekirdi ve o zaman gelip çattı.
SPOILER
Kitaba başladığımda ne anlattığı konusunda hiçbir fikrim yoktu ve uzun zamandır kitaplığımda olduğunu farketmemle okumaya karar vermiştim. Okudukça hikayeyi pek sevdim ve bu küçük çocukların dünyasına bağlandım. Hikayede biraz ilerleme kat etmiştim ki bir tesadüfle Nemecsek'in öleceğini öğrendim. Kitabı her okuyuşumda Nemecsek'in yaklaşan sonunun izlerine rastaladim. Nemecsek suya düştüğünde "Çabuk çık oradan" diye haykırdım. Nemecsek ıslak ıslak çalılarda saklandığında üşüdüm. Sonra o buz gibi havuzda o soğuk suya katlanmak zorunda kaldığında elimde olsa onu oradan çıkarmayı diledim. Hastalanıp öleceğini orada farkettim ve hikaye boyunca diken üstünde onu izledim. Yazık o küçük cesur çocuğa yazık o kahramanca vatanı için savaşan canını ortaya koyan çocuğa. Bu dokunaklı hikaye beni çok etkiledi. Her bir çocuğun gelişimlerine tanıklık ederken hayran kaldım. Pâl Sokağı Çocukları'nı ve hikayelerini çok sevdim.