Selma’nın zarafeti altın sarısı saçlarda değil, onu ruhunu saran güzel ah-lakında ve saflıkta; iri gözlerinde değil, onlardan yayılan nurda; kızıl dudaklarında değil, sözlerinin tatlılığında; mermer boynunda değil, başının ha-fifçe öne eğilmesindeydi. Kusursuz görünüşünde de değildi, ama yerle gök arasında beyaz bir me-şale gibi yanan ruhunun asaletindeydi.