Sultan Mahmûd Han'in giriştiği yenilikler, Türk târihinde yeni bir dönüm noktası teşkil eder. Fakat Sultan Mahmûd Han'dan sonra gelen Tanzimatçılar, Batıdan ilim ve tekniği almak yerine, Türk milletinin kültürüne, örf ve âdetlerine uymayan bozuk kültür ve hayat modelini almaya başladılar. Müslüman Türk milletini Batıyı körü körüne taklit etmeye zorladılar.
HAYAT DENİZİNDE DURMADAN HAREKET EDEN BİZLER iÇiN, SEVGiLİ PEYGAMBER EFENDiMIZiN (S.A.V.); "GEMİNİ YENİLE, ZİRA DENİZ DERİNDİR." HADÎS-I SERÎF'İNİ HATIRDAN ÇIKARMAYARAK, BEDENİMİZİN VE RUHUMUZUN İNKİŞAFINI SAĞLAMAK, KENDİ ŞAHSIMIZDA BIRER MECBURIYETTiR."
Sultan II. Mahmud Han, Vehhâbilik hareketini Islam dünyasi için ciddi bir tehdit olarak görüyordu ve sonraki yıllar, onun ne kadar da haklı olduğunu gösterdi. Özellikle mukaddes topraklardaki etkileri nedeniyle bu isyanın bastırılmasını hayati bir mesele olarak ele aldı. Bu mücadelede Sultan Mahmud Han, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’yı görevlendirdi.
Mehmed Ali Paşa, oğlu ibrahim Paşa (Tosun Paça) komutasında bir ordu göndererek Der'iye yi fethetti ve Vehhâbi lideri Abdullah bin Suud'u yakalattı.
Abdullah bin Suud, ailesiyle birlikte Istanbul'a gönderildi; yargılandı ve 17 Aralik 1818'de idam edildi.
Bu askerî zaferin ardından, mukaddes beldelerin Vehhâbîlerden temizlenmesi, Osmanlı halkı ve yönetimi için büyük bir memnuniyet kaynağı oldu. Üç gün süren teşekkür törenleri düzenlendi.
ZEKÂ,
ÇALIŞKANLIK, CESARET GİBİ
ÖZELLiKLER
ANCAK MANEVÎ
DEĞERLERLE
BiRLEŞTiĞiNDE
KIYMETLI OLUR.
AHLÂKLI VE
ERDEMLi BiREYLER,
BU GÜZEL
HASLETLERE SAHİP
OLDUĞUNDA
TOPLUMDA HAYIR, BEREKET VE HUZUR OLUR.