FÂRUKÎ

FÂRUKÎ
Evli
Canlı Kitaplar, dünya ve ahiret sermayesidir.
Bibliyofil, Muhibbî kitap
233 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Otuz Senelik İstiğfar
Bağdatlı mutasavvıflardan Serî es- Sekatî (rah.) (vefatı H. 253) Hazretleri Ma‘rûf-i Kerhî ve Hâris el-Muhâsibî ile Bişr-i Hâfî gibi zatların sohbetinde bulunmuştur. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nin dayısı ve hocalarındandır. Bir gün, bir sohbet esnasında “Bir defa söylediğim ‘Elhamdülillah’ kelimesinden dolayı otuz senedir istiğfar ediyorum.” dedi. “Bu nasıl olur?” denilince şöyle dedi: “Bir gün Bağdat’ta yangın çıkmıştı. Yolda birisiyle karşılaştım. Bana, ‘Senin evin yangında zarar görmedi.’ dedi. Ben de bunun üzerine ‘Elhamdülillah’ dedim. İşte otuz senedir bu söylediğimden dolayı pişmanlık duyuyor ve tevbe ediyorum. Zira ben Müslümanların başına gelen bir sıkıntıda yalnız kendi nefsim için hayır temenni etmiş oldum.”
Sayfa 57
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Adab-ı Muaşeret
Terbiye-i bedeniye muallimi Hasan Bahri'nin, Centilmen isimli âdâb- muaşeret kitabında pek çok hususta alafranga muaşereti anlatmasına karşın,sokakta, yanında Türk kadını bulunan erkeğe,tanıdık olsa dahi selam verilmemesi gerektigini belirtir. Bu kural, kadinla göz göze gelme ihtimalini engellemek içindir. Yanında eşi olan erkeğe dahi selam verilmezken, kadına dogrudan selam verilmesi de uygun bulunmaz.
1000 Kitap
Kişinin, tahsil ettikleri ile amel etmesi, ilme sadakattir.
Sayfa 69
1000 Kitap
İlginç bir hesap
Hâdise, Hindistan'da yaşanır. Halkına karşı yanlış düşüncelere düşen bir kral vardır. Bu kral, bütün iyilikleri kendinden bilirken, diğer insanların hepsini birer problem, devleti ve kendisi için bir yük olarak görmektedir. O diyarda yaşayan bir zât, bunun böyle olmadığını ona göstermek için stratejik hamlelerden oluşan bir oyun dizayn eder. Oyun üzerinden krala, halkın olmazsa sen bir işe yaramazsın mesajı vermek istemektedir. Düşünür, taşınır ve oyununu yapar, krala takdim eder. Daha önce hiç görülmemiş bu oyundaki stratejik hamleler, herkes tarafından çok beğenilir. Kral da çok beğenir oyunu. Peki, istenilen mesaj, krala ulaştırılabilmiş midir? Cevap; “oldukça”dır. Oldukça, çünkü hediyeden memnun kalan kral, “Dile benden ne dilersen!” gibi bir cümle kurar. Böyle söyleyerek yine, olaylar ve nesneler karşısında kendini çok yükseklerde bir yere konumlandırmaktadır. O kişi, bir kurguladığı oyununa bakar, bir de krala… Anlam veremez, çünkü vermek istediği tevazu mesajının tam zıddı bir durum yaşanmaktadır. Oyun beğenilmiştir ama mesaj anlaşılmamıştır. “Dilediğim her şeyi verebileceğinizi düşünüyorsunuz o hâlde, bu oyunun birinci karesi için bir buğday, ikinci karesi için iki buğday, üçüncü karesi için dört ve dördüncü karesi için sekiz buğday istiyorum. Bu şekilde her karede, bir öncekinin iki misli kadarcık buğday verin.” der. Kral, kendisi gibi kudretli birinden, isteye isteye üç beş tane buğday istendi zanneder. Biraz da küstahça, “Hesaplayın ve verin şuna buğdayını! Hatta hak ettiğinden bir tane de fazla ilave edin.” der. Buradan sonra iş, kralın adamlarına geçer. Çünkü hesaplamak, göründüğünden zordur. Bir, iki, dört, sekiz, on altı, on birinci kareye gelindiğinde verilmesi gereken buğday adeti 1024’e çıkar. Bu noktalarda bir iki avuç buğday ile bu işi
1000 Kitap