FÂRUKÎ

FÂRUKÎ
Evli
Canlı Kitaplar, dünya ve ahiret sermayesidir.
Bibliyofil, Muhibbî kitap
233 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Mahremiyet konusu
Mahremiyetin olmadığı yerde fitne olur, huzursuzluk olur. Sosyal ortamlarda usule uyarak hassasiyetlerden taviz verilmemelidir. Bilhassa misafirlikte ve arkadaş ortamlarında mahremiyete azami dikkat edilmeli, Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat akidesine göre kadın erkek ilişkileri, doğru olarak düzenlenmelidir. Mesela iki farklı aile mecbur kalıp da aynı otomobile binecek olsa buradaki usule uygun hareket edilmelidir. Ayrıca bilinmelidir ki mahremiyet sadece ailede olmaz, görev yapılan kurumda da hizmet ortamında da mahremiyet çeşitleri vardır. Mahremiyete riayet huzura vesiledir, aksi durum, telafisi olmayan zararlara sebeptir.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·400 syf.·
2024 22. kitabı
Evliyâullah'in menkibelerini okumak, kalpte onlara muhabbete ve takvânın yerleşmesine vesîle olur, insanin ahirete olan rağbetini artırır, gafletten uyandırır. Sâlihlerin anıldığı yere Allâhü Teâlâ nın rahmeti iner. Allâhü Teala nin sevdiğizâtlar sevmek, Allâhü Teâlâ'yi sevmenin alametlerindendir. Bu büyuk zâtlarin menkibelerini, hikâyelerini okumali, can kulağı ile dinleyip ibret almali ve inkâr etmemelidir. Umulur ki Allâhü Teâlâ, veli kulunun kalbine nazar buyurduğunda orada bizi de görür, bu vesîle ile bizler de rahmet-i ilâhiyeye mazhar oluruz.
Din
Sâlihlerin Hikayeleriİmam-ı Yafii · Fazilet Neşriyat · 202474 okunma
Hayat Nektarı
Bugün belki de aylar sonra ilk defa boğazımdan sıcak bir çorba geçti. Buğday çorbası. Annem ne çok sever, eve geldiğim günlerde benim için ne hevesle yapardı. Ve bugün ilk defa boğazımdaki yumru kayboldu; tekrar yaşıyor gibi, hiçbir şey değişmemiş gibi oturdum, çorbayı içtim. Annem öldü. Beraberinde benim de koca bir parçam yitti. Acı baklayı bilir misiniz? Bembeyaz çiçekleri olur. Üzerinde de parça parça nektarlar. Ne zaman ki bir arı gelir, çiçeklerin nektarını alır ve götürür, işte o zaman baklanın rengi soluk maviye döner. Annemin gidişi de benim hayat nektarlarımı aldı, götürdü; rengim koyu, çok ama çok koyu bir maviye döndü. Fakat bugün farklı. Etrafımı bir örümcek ağı gibi saran o mavilik yırtıldı. Renklerim eski haline dönmeye başladı. Dedim ya! Buğday çorbası içtim bugün. Ne çok yapardı annem. Akşamdan emaye tenceresinde ıslatırdı buğdayını. Sabah gün doğar doğmaz kevgirle buğdayı ezer, kurbandan kalma kemiklerle yaptığı kemik suyunu eklerdi. Sonra süzme yoğurdu karıştırır, tereyağı ekler, bir taşım kaynatırdı. Öz çorbası da derler buna. Babam askerliğini Gaziantep’te yapmış. İlk orada içmiş. Çok sevmiş. Yapılışını öğrenmiş. Anneme de öğretmiş. Babam öldükten sonra bilmem kaç zaman ev, bu çorbanın kokusuyla dolmadı. Günbegün sararıp soldu annem. Günbegün… Sonra bir gün kalktı, emaye tenceresinde buğdayı ıslattı, pişirdi. Ne olmuştu, hiç demedi. Öz çorbası, annemi özüne döndürmüştü sanki. O günden sonra halinin soluk renkleri yavaş yavaş canlanmıştı. Dedim ya, annem öldü uzun zaman önce. Bir sabah ansızın. Kalp krizi. İşten çıkıp koşa koşa geldim. Hasta demişlerdi bana. Annemin öyle boylu boyunca yattığını görünce, ne yapacağımı bilemedim. Çöktüm olduğum yere. Ne kadar zaman kaldım öyle bilmiyorum. Annemin yıkanıp kefenlenişi, toprağa konuluşu, evimizi
Genç hyt
Hayata Dair
Zerre
Gözyaşlarımıza gül dikenlere, Ateş var deyip de su dökenlere, Kuyunun dibine ip serenlere, Gönülden bir vefa, bir can borçluyum. Yol nedir bilmezken bulduranlara, Tek kanat kalmışken eş olanlara, Zerreyi cevher edip harlayanlara, Gönülden bir vefa, bir can borçluyum. Saliha Öztürk
Şiir