Adem işlediği ilk günahla tüm masumluğu ile beraber Tanrı'dan almış olduğu kutsallığı da kaybetti. Kim bilir belki de her demirden, altından ya da herhangi başka bir dünya maddesinden yapılma tahta oturanın aklına ben Tanrı'dan yetki alıyorum demesinin arkasında da bu vardır. Yani ne demek istiyorum ki hepimiz, Adem ve Havva'dan geliyorsak eğer genetik kodlarımıza işlenmiş olması gerekmiyor mu Tanrı'dan gelen kutsallığa olan muhtaciyetimiz. Şeytanla olan savaşta Adem kaybetti. Ve Tanrı, onu cennetinden kovarak yeryüzüne gönderdi. Ama Şeytanla Adem'in savaşı hiçbir zaman son bulmadı. Bugün de hala devam ediyor. Habil ile Kabil'den tutun da bugünkü Suriye savaşına kadar. Hepsini bir kenara koyarsak eğer 2.Dünya Savaşı'nda durum diğerlerinden biraz daha farklıydı. İnsanlık, atomun gücünü keşfetti ve atomdan çıkardığı enerjiyi dev bir bombaya dönüştürdü. Tanrı gücüne erişmiş oldu. İnsanlık bunu -yani bilim insanları- Şeytan'ın yardımıyla mı başardı? Ben durumun öyle olduğunu zannetmiyorum. Bir önceki yorumum olan Kavgamız kitap yorumunu okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Hitler, atom bombasını müttefiklerden önce keşfetseydi durum bugünkünden daha mı farklı olurdu? Muhtemelen evet, çünkü atom bombasını elinde bulunduran bir güce kim karşı koyma cesaretinde bulunabilir ki... Ama yine de savaşların sona ereceğini sanmıyorum. O bizim genetik kodlarımızda var. Tarihten beri savaşıyoruz. Tarihin sonuna kadar da savaşmaya devam edeceğiz. Churchill, Stalin, Roosevelt ve Hitler... Sair surette diğerleri. Bugün olduğu gibi gelecekte de hala savaşmaya devam ediyor olacağız. Bugün atom bombalarıyla yarın kazma kürekle. Birbirimizin canını yakmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çok ilginçtir, generalleri Hitler'e savaşa 1942'de girme önerisinde bulunurlar. Hitler kararlıdır.