Anıl Haznedar

Anıl Haznedar
@AHaznedar
İnstagram @haznedaranil
Atatürk'ün sadece bir "Uçak Sanayi Projesi" değil aynı zamanda "Uzay Sanayi Projesi" de vardır. Hiç dile getirilmemesine rağmen Atatürk'ün Türk ulusuna hedef gösterdiği "muasır/çağdaş medeniyet" kavratmı içinde "Türklerin aya ayak basması" bile vardır.
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1936 yılında Eskişehir Uçak Alayı'nı ziyaretinde de, "Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın uçaktır. Bir gün insanoğlu uçaksız da göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, Batı'dan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir," diyerek büyük bir bilimsel ve teknik öngörüde bulunmuştur. Atatürk 1930'larda, gelecekte insanoğunun Ay'a ayak basacağından emindir. "Kanatlı bir gençlik memleketin geleceği bakımından en büyük güvencedir. Bir gün Batılı ayaklar Ay'da ayaklarının izlerini bırakacaklarsa, bunların arasında bir Türk'ünde bulunması için şimdiden çalışmalara girişmek, aşamalar kaydetmek gerekir." diyerek günümüzden 90 yıl önce gelecekte bir gün Batılıların Ay'a ayak basacaklarını öngörerek, bunların arasında bir de Türklerin olmasını istemiş ve bunun için de gereken çalışmaları başlatmıştır.
Tarih
Atatürk'ün ileri görüşlülüğünün en çarpıcı örneklerinden biri hiç kuşkusuz havacılık ve uzay konusundaki şaşırtıcı öngörüsünde karşımıza çıkar. Atatürk 1920'lerde ve 1930'larda birçok kişinin henğz farkında bile olmadığı havacılık ve uzay konusunda gelecekte varılacak noktayı çok önceden sezerek Türk ulusunu bu konuda çalışmaya teşvik etmiştir. Türk Tayyare Cemiyeti'nin 15 Mayıs 1925'teki açılış töreninde, "İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar... Her işte olduğu gibi havacılıkta daen yüksek seviyede gökte seni bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın. Ey TÜrk genci kısa zamanda gökte seni bekleyen yerini alacaksın," diyerek havacılığın önemine dikkat çekip Türk gençlerini havacılığa teşvik etmiştir.
Tarih
Atatürk, 17 Aralık 1903'te Wright Kardeşlerin havadan ağır ilk motorlu uçuşu yapmasından 7 yıl sonra 19 Eylül 1910'da Paris'te düzenlenen ilk uluslararası katılımlı Picardie Manevralarına katılmış ve ilk kez uçakla tanışmıştır. Burada yaptığı isabetli bir öngörüyle "Bu kadar hazırlık barış içn yapılamaz. Aklımızı başımıza almalıyız. Çıkacak savaş bütün dünyayı ateşe atabilir ve biz bunun dışında kalamayız. " diyerek 4 yıl önceden I.Dünya Savaşı'nın çıkacağını tahmin etmiştir.
Tarih
6/10
·100 syf.··
2018 26. kitabı
Daha önce incelemiş olduğum kitaplarda da ifade etmiştim. Genellikle yalnız kaldığımızda bu duygulara kapılırız diye. Evet, gerçekten de öyledir. Yalnız kaldığımız ama gerçekten kendimizi dinleyebildiğimiz ender durumlarda günahlarımızı hatırlarız. Bu tıpkı yeni ayrıldığımız sevgilimizin akşam yatağa yattığımızda aklımıza gelip de aşk acısı vermesine benzer: Halbuki gündüz arkadaşlarımızla beraberken hiçbir şey hissetmiyorduk. Olaya biraz farklı bir açıdan yaklaşıyorum; Georges Bataille’n Günah Üzerine Tartışma’sı böyle bir kitap değil. Ben daha çok kitapların bende bıraktığı hisleri yazıyorum. Açığa çıkan duygularımı kağıt üzerine aktarıyorum. Bataille ve tartışma grubu, felsefik açıdan yaklaşıyorlar olaya. Belki de biraz duygusal ama çokça akılcı yaklaşmak gerekiyordur olaya. Günah kavramından önce Tanrı kavramı üzerinde durmak gerekiyor. Eğer gerçekten bir Tanrı varsa tanımı gereği bir varlığı olmalı. Ve her şeyi yoktan var ettiğine göre her şeyin var olmasını istedi. Yani bunu tersine çevirirsek eğer ki Tanrı hiçbir şey yaratmak istemeseydi yaratmazdı. Ama yarattı ve varlıklarını sürdürmesine izin veriyor. O zaman Tanrı’nın ve var ettiklerinin doğası gereği iyi olması gerekiyor. Burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor: O zaman kötülük neden var? Jeffrey Burton Russell’ın Kötülüğün Tarihi serisinde bu konu çok güzel bir şekilde incelenmişti. Hatta sayfada bu serinin yorumunu da bulabilirsiniz. Biz kötülük algısıyla devam edelim. -Kötülük aslında bir günah değil midir zaten- Aquinas, yaptığımız kötülüklerin, genellikle iyiyi yanlış yöntemlerle aramamızın sonucu olduğunu söyler. Gerçekten de böyle mi? Yani zina işlerken gerçek tensel uyumu mu arıyoruz? Ya da faizle işlem yaparken aslında neye ihtiyacımız olmadığını mı kavramaya çalışıyoruz? Ben pek öyle olduğunu
Felsefe
Günah Üzerine TartışmaGeorges Bataille · Kırmızı Kedi Yayınları · 201883 okunma