Bahse değer herhangi bir coğrafya geleneği geliştirememiş olan Osmanlı Devleti, 1770 yılında Rus Baltık donanmasının kendilerine taarruz maksadıyla yola çıktığını haber veren Fransız Elçisi Kont St. Priest'e, Akdeniz kapalı bir deniz olduğu için herhangi bir tehlikenin mevcut olmadığı cevabını verebilecek kadar cehaletin pençesine düşmüştür. Hatta Rus donanması Akdeniz'e vardıktan sonra, Babiali, Venedik baylosunu çağırarak, Ruslar için Adriyatik'e açılan özel bir kanal kazıldığını ve ancak bu suretle Rus Donanması'nın Baltık'tan Akdeniz'e vasıl olabildiğini, dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun Venedik Cumhuriyeti'ne eseflerini bildirmişti! Bu inanılmaz cehalet, en azından 18.yüzyılın son çeyreğinde sarayda Piri Reis'in haritasının ve onunla beraber her türlü rasyonel coğrafya mefhumunun tamamen unutulmuş olduğunu gösterir.