Durmak fiilini şimdiki zaman ekiyle kullandığımızda yani 'duruyor' ya da 'duruyorum' dediğimizde sabiteyi kabullenmeyen bir anlam kökünü görmemek mümkün değil. Burada göreceli bir zaman algi sıyla karşı karşıya kalırız.
Üzerine basarak söylemek gerekiyor ki 'duruyor' olmak Türkçenin zaman algısının izafiliğine yaptığı olağanüstü bir atıf ve tespittir. Zaman karşısındaki algısal konumumuzu ifade edebilmek için, 'duruyorum', demek ne kadar hikmetli bir dünya görüşünün eseridir! Öyle ya, hiçbir şey sabit değildir. Ne zaman sabittir ne mekân ne de anlam. Her biri sonsuz bir devinimle akmakta ve sevgiliye doğru yürümektedir.
'Durma' eylemine, yaşadığımız anı ifade etmek amacıyla yürüme fiilinin kökünü hem de bütün anlamıyla ekliyoruz. Hayatın akışı içinde 'durmak' sanal bir durumdur. Türkçe aslında her şeyin hareket halinde olduğunu ve bizim de bu diriliğin bir parçası olarak canlılığımızın devam ettiğini 'duruyor' olmakla ifade etmektedir. Sözünü ettiğimiz anlayış, dil aracılığıyla bilinçaltında taşınan ontolojiyi, dünya görüşümüzün her alanına sırlı bir şekilde nakşetmektedir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğitimsiz birisinin eğitimsiz birisi gibi davranmasında ne gibi bir kötülük ya da tuhaflık olabilir ki? O insanın bir hata yapmamasını umduğun için aslında kendini suçlaman gerek. Çünkü başlangıçta bu kişinin bir hata yapacağını anlama yetisine sahiptin. Bunu unutan sen, onun hata yapmasına şaşırıyorsun.