Herkes hayatın yükünden, ıstırabından ve düzensizliğinden şikayet eder ama kimse hayatı düzenlemek, daha iyi hale getirmek için herhangi bir şey yapmak istemez...
Bir vatandaşı yetiştirmenin maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu düşünün! Canlı, anlamlı bir güç olarak yetiştiklerinde her biri halkımız için ne kadar faydalı olabilir! Şimdi ülkemizde, düzgün eğitim verilseydi iyi birer işçi olabilecek kaç tane alkolik var, sayın. Ülkede kaç tane cahil, tembel ve nihayet kaç tane suçlu olduğunu sayın. Çoğu, erken çocukluktan itibaren ve daha sonra, bir kişinin karakteri gelişirken düzgün bir şekilde yetiştirilmiş olsaydı ve hayatın karanlık ormanında rehbersiz bırakılmış olmasaydı, ülkeleri için yararlı birer vatandaş olacaktı.
İnsanlar hâlâ tam büyüyememiş bir çocuk gibidir. Aptal ve küçük çocuklar gibi, anlaşmazlıklarını bir kavgayla (savaşlarla) çözmeye çalışır. Aptal çocuklar gibi, Tanrı ve kutsallık hakkındaki tartışmalarında kaprisli ve inatçı davranır. Tanrı'yı sopalarla, taşlarla, idamlarla ve idam ateşleriyle koruyabileceğini sanır. Aptal çocuklar gibi bilgelikten oyuncak yapıp eğlenir...