Onun sessiz sedasız yaşayışı, tahammül edişi, insanların
zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek
bakışı kâfi bir irade değil miydi? Beraber yürüdüğümüz zamanlar
yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle
hissetmiyor muydum? Bu sıralarda, insanların birbirlerini aramaları,
bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın
neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı
şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan
gidecek birini aradıklarım anladım. Yanımda ağzını
açmadan yürüyen, karşımda ses çıkarmadan çalışan bu adamdan,
ne öğrendiğimi iyice bilmediğim halde, bana senelerce
ders veren birinden öğrenebileceğimden çok daha fazla şeyler
öğrendiğime emindim.
Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız(düş krıklıklarımız)
,
hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik
taraflannadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini
bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?