“öldü mü?” diye haykırdı tistu. “ama savaş çıkmadı ki?”
“ölmek için ille de savaş çıkmasına gerek yok. savaş fazladan ölüm getirir, o kadar… posbıyık öldü çünkü çok yaşlıydı. her yaşamın sonunda ölüm vardır.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“bu savaşta siz kimden yanasınız?”
“cartlar’dan yanayım,”
“niçin?”
“çünkü onlar çok eski dostlarımız.”
“insan eski dostları saldırıya uğradığında yardım etmeli elbette,” diye düşündü tistu.
“öyleyse bu toplar cartlar’a gidiyor, öyle mi?”
“yalnızca sağdakiler. diğerleri curtlar’a gidecek,”
“nasıl yani?” diye öfkeyle haykırdı tistu.
“çünkü onlar çok iyi müşterimizdir.”
bu durumda mirepoil’de üretilen toplar birbirlerine karşılıklı ateş saçacak, her iki taraf da bir bahçeyi yok edecekti.
“ticaret budur,” diye ekledi bay trunadis.
“o zaman sizin ticaretiniz iğrenç bir şey!”
“şu çöl dediğiniz yer çok uzakta mı?” diye sordu.
“burasıyla dünyanın öbür ucunun tam ortasında.”
“savaş mirepoil’e kadar uzanamaz o halde.”
“olur mu olur! bir savaşın nerede başladığı bilinir de nerede biteceği asla kestirilemez. cartlar büyük bir ulusu yardıma çağırabilirler. curtlar da bir başkasından yardım isterler. sonra bu iki büyük ulus çarpışmaya başlar. buna da ‘çatışmanın yayılması’ denir.”
“ah, karolus! onun durumu benimkinden de beter. ben bahçemi, karolus ise ülkesini yitirdi.”
(…) tistu düşünüyordu, “savaşın korkunç bir şey olduğunu düşünmekte haklıymışım. insan mendilini yitirir gibi ülkesini yitirir mi hiç?”
“savaş konusunda sana daha bir sürü şey anlatabilirim. amélie savaşta oğlunu yitirdi. kolunu, bacağını, kafasını yitirenler oldu. savaşta herkes bir şeylerini yitirir.”
tistu savaşın dünyadaki en büyük, en çirkin düzensizlik olduğuna karar verdi, savaşta herkes en değerli şeyini yitiriyordu çünkü.