“büyüklerin, size söylemiştim ya, basmakalıp düşünceleri vardır, kendi bildiklerinden neredeyse hiç şaşmazlar. arada bir, bir adam çıkıverip de açıklanamayan olayları biraz olsun aydınlattığındaysa onu hemen alaya alırlar. hatta kimi zaman bay trunadis’in düzenini bozduğu için cezaevine tıkarlar. ama sonra, adam öldükten sonra haklı olduğunu anladıklarındaysa anısına koskoca anıtlar dikerler. işte başına böyle işler gelen insanlara ‘dahi’ denir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“söyle bakalım tistu, bugün neler öğrendin? tıp konusunda neler biliyorsun?
“tıbbın hüzünlü bir yürek karşısında çaresiz kaldığını öğrendim. iyileşmek için insanın yaşama arzusu duyması gerektiğini öğrendim. doktor, insanlara umut verecek haplar yok mu?”
doktor dertbabası küçük bir çocuğun bu kadar bilgece laflar edebilmesine şaştı kaldı.
“bir doktorun ilk öğrenmesi gereken şeyi kendi başına öğrenmişsin,” dedi.
“peki, ya ikincisi nedir?”
“insanları iyi etmek için onları çok sevmek gerekir.”
“burada hastalıkların yayılması engelleniyorsa herkes neşeli, mutlu olsa gerek,” diyordu tistu kendi kendine. “ama her nedense bir yerlerde gizlenmiş ağır bir hüzün var gibi hissediyorum.”
“doktor olmak, sürekli savaş vermek demekti. bir yanda insanların bedenine sızmaya her an hazır hastalıklar vardı, bir yanda da her an uçup gitmeye hazır sağlık. üstelik binlerce çeşit hastalık ama tek bir sağlık vardı. hastalık, tanınmamak için türlü türlü kılığa giriyordu; tıpkı maskeli balolarda olduğu gibi. onun gerçekten ne olduğunu saptamak, direncini kırmak, kovalamak; aynı zamanda sağlığı davet etmek, sımsıkı yakalamak ve hiç bırakmamak gerekiyordu.”
“sizin bu düzeniniz var ya, bay trunadis, onun gerçekten varolduğuna emin misiniz? ben buna pek inanmıyorum da.”
bay trunadis’in kulakları öyle bir kızardı ki kulaklıktan çıkıp birer domatesi andırır oldular.
“çünkü düzen varolsaydı eğer yoksulluk da olmazdı.”