“devletin çıkarlarından daha önemli ne olabilirdi? bazıları insan hayatının önemli olduğunu sanıyorlardı… ne lâf ya! devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. yakılacak insan olmazsa soba söner. sönen, yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur.”
“tamam,” demişti, “geldim işte.”
orada kalmak üzere getirdiği içi giysi dolu bir valiz vardı yanında, bir de kendisine yazdığı neredeyse iki bin mektubu koyduğu aynı büyüklükte bir başka valiz. mektuplar tarihlerine göre sıraya dizilmiş, renkli kurdelelerle demetler halinde bağlanmıştı; hiçbiri açılmamıştı.”