Bazen bir kitap okursunuz, 100 sayfa ama ağırlığı binlerce sayfa gibi gelir. Jean-Louis Fournier’nin Dul kitabı tam olarak böyle. Eşini kaybettikten sonra tuttuğu o "yas günlüğünü" anlatırken, ne büyük laflar ediyor ne de bizi ağlatmak için zorluyor. Aksine mutfaktaki bir gözlükten, yatağın buz gibi soğuk tarafına kadar hayatın en sıradan ve en can yakan detaylarını önümüze koyuyor.
Yazarın o acı ama dürüst tarzını çok sevdim. Mesela, "Artık kimse bana 'Neredesin?' diye sormuyor. Özgürlük buysa, ben istemiyorum," dediği yerde durup bir nefes almam gerekti. Çünkü bu kitap sadece bir ölüm hikayesi değil "biz" olmaktan zorla "ben" olmaya düşüşün, yarım kalmışlığın ve o devasa boşluğun hikayesi.
Hüzünlü mü? Evet. Ama bir o kadar da içten ve gerçek. Eğer yalnızlığın ve sevginin en yalın halini okumak isterseniz kesinlikle öneririm.
Ergün Poyraz, bu kitabında 15 Temmuz'a giden yolu sadece bir darbe girişimi olarak değil, on yıllara yayılan bir sızma ve ihanet projesi olarak ele alıyor. Yazarın en güçlü silahı yine arşiv: Eski gazete kupürleri ve belgelerle, bu yapının devlet içine nasıl yerleştiğini ve kimlerden destek aldığını sert bir dille yüzümüze vuruyor.
Özellikle örgütün uluslararası bağlantılarına dikkat çeken kitap, hafıza tazelemek ve olayların perde arkasını belgelere dayalı bir öfkeyle okumak isteyenler için sarsıcı bir kaynak. Siyasi tarihimizle yüzleşmek isteyenler kaçırmasın.
Sabah elime aldığım Ahmet Haldun Terzioğlu'nun bu romanını, gece yarısına kadar kulağımda nostaljik bir şarkıyla bir solukta bitirdim. Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun o onurlu ve hüzünlü hikayesi ruhuma işlerken, her satırda vatan sevdasıyla harmanlanmış derin bir sadakat buldum.
Kitabın son kapağını kapattığımda, bu kahramanlık destanının içimde yarattığı o yoğun duygu selini daha fazla gizleyemedim. Tıpkı kitaptaki o sarsılmaz bağlılık gibi, benim kalbim de tek bir gerçeğe teslim oldu: Ben sana çok aşığım. Gecenin bu sessizliğinde, bu romanın bende bıraktığı en derin iz, sana olan bu büyük sevdam oldu.
Ey Kudüs, Mehmet Deveci tarafından yazılmış, Kudüs’ün tarihî ve manevi önemini etkileyici bir dille anlatan bir eserdir. Okurken hem duygulandım hem de birçok yeni şey öğrendim. Tavsiye ederim, ben çok etkilendim.
Kitap, akademik bir üsluba sahip olmakla birlikte genel okuyucuya da hitap eder. Yazarın duruşu nettir: Kur'an ve Sünnet bir bütündür; birini diğerinden koparmak dini aslından