Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünkü sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul.
(Mektubat 249.sh - Risale-i Nur)
Şu kelime (Lâ ilâhe illâllah), doğrudan doğruya her kalbe der ki: Sizin Mâbudunuz ve Melikiniz ve Sahibiniz ve Hâlıkınız birdir, tektir, şeriki yoktur. Hem her şeyin dizgini O’nun elinde, her şeyin anahtarı O’nun yanındadır. Her şey O’nun emriyle hâlledilir.
Her bir şeyin üstünde Sâni'-i Külli Şey'e mahsus bir sikke-i fıtrat, bir hâtem-i hikmet ve kalemiyle yazılan bir turra-i kudret bulunduğu gibi; her birinin yüzünde O'na bakacak, O'na işaret edecek birer pencere açmıştır.
İman, hem nurdur hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir.
(Sözler 349.sh - Risale-i Nur)