Abstractist

Puan vermedi·136 syf.··
2024 10. kitabı
İnsan bu dünyaya gözlerini açar, büyür ve her biri kendi eşsiz hayat felsefesini inşa eder. Bu felsefeler, renk renk iplikler gibi farklı yollar izlese de, kâinatın engin dokusunda ve dünya sahnesinde mutlaka kesişen bir noktaları bulunur. Aslında hepimiz, farkında olmadan birbirimizle derin bağlar kurarız; ancak modern zamanların gürültüsü ve hızında, bu ortak paydaları hissetme yetimiz körelebilir. Bu, ne yazık ki çağımızın bir gerçeği. Artık ne o eski dünyanın samimi bir aradalığı var ne de ruhumuza iyi gelecek nasihatleri bulabildiğimiz duraklar. Etrafımızı saran hedonistik yaklaşımlar ve geçici zevkler, bu içsel keşfe ayırdığımız alanı daraltıyor. Ancak bu gözlemlerim beni asla umutsuzluğa sürüklemiyor. Tam aksine, aklıma Hz. Peygamber o eşsiz hadisi şerifi geliyor: "Hikmetli söz müminin yitiğidir. Nerede bulursa onu almaya daha lâyıktır." [Tirmizî, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 15] Bu hadis, adeta karanlıkta parlayan bir fener gibi, bilgelik arayışımızın ne denli kıymetli olduğunu hatırlatıyor. İşte tam da bu noktada, hikmetin peşinden gidenlerin, zorluklarla yoğrulan ruhların hikayeleri anlam kazanıyor. Ana kahramanımız Angelika da onlardan sadece biri. O, hayatın acımasız cilvelerinden geçerek, adeta bir sınavdan çıktı. Peki, gerçekten kaçtı mı? Yoksa kaçtığını zannederken, aslında İlahi bir himayeye mi sığındı? Bu derin soruyu, kendi iç dünyanızda yanıtlamanız için size bırakıyorum. Zira bu hikaye üzerine ne kadar düşünsem az kalıyor; gerçekten de ruha dokunan, düşündüren ve ilham veren bir derinliği var.
1000Kitap
Ezanla DirilişHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20221,163 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·120 syf.··
2024 8. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 22:52
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü eserini okuduktan sonra, zihnimde dolaşan düşünceleri tarif etmek zor. Kitap baştan sona mahkumun gözünden anlatılıyor; onun zihninde, korkularında, hayallerinde ve kaçınılmaz sonla yüzleşmesinde sıkışıp kalıyorsunuz. Hugo’nun yazımı öylesine samimi ve derin ki, zaman zaman hikayeyi okuduğumu unutup mahkumun kendisi gibi hissettim. Sonu özellikle çarpıcıydı çünkü giyotinin gölgesine kadar götürüldüğümüz halde idamın kendisini net bir şekilde görmüyoruz. Bu, okuyucuyu daha da rahatsız ediyor, çünkü son dakikalarındaki belirsizlik insanın boğazında düğüm oluşturuyor. "Sonunda ne oldu?" sorusu zihnime kazındı ama belki de Hugo’nun amacı tam olarak buydu: idamın kendisini değil, bu süreçteki insanın ruh halini göstermek. İnsanın yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide nasıl parçalandığını hissettiriyor.... Tavsiye ederim, gerçekten keyif verdi...
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2024 7. kitabı
Yazar, birçok kriptoloji yönteminden bahsediyor, işin felsefesine iniyor, ne nasıl geliştiğini anlatıyor. Arada, o zamanda kriptonun nerelerde kullanıldığını hikâye üzerine anlatıyor. Gerçek olaylardan esinlenerek, kitabın içerisinde anlatılan yöntemleri soru olarak sormuş; çözümünü sizden bekleyen sorular var. Keyifli bir kitap. Matematik ve şifrelemeyi seven kişiler için tavsiye ederim.
1000Kitap
Şifre KitabıSimon Singh · Buzdağı Yayınları · 202014 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2024 3. kitabı
Bir zamanlar ruhumda derin acılar vardı; hâlim pek iyi değildi. O vakitlerde bu kitaplarla tanıştığımda, elbette ki başlangıçta büyük zorluklar yaşadım. Özellikle mantık, kelâm, felsefe ve matematik gibi alanlarda yazılmış eserleri okumayı, bu metinler arasında korelasyon kurmayı ve metaforlar üretmeyi pek severim. Neye, nasıl inandığımı ve neden tercih ettiğimi sorgulayan, biraz da şüpheci bir hayat tarzım vardı. Bu risaleleri bir süre okumayı bırakmıştım. O vakitlerde birkaç kez rüyalarım da bu risaleleri gördüm; elimde tutuyor, bir şeyler okuyordum. Ancak pek aldırış etmeyerek hayatıma devam ettim. Yine de içimde bir huzursuzluk vardı; o his bir türlü geçmiyordu. Zaman geçti ve bu risaleleri yeniden görmeye başladım(İşârâtü’l – İ’caz ). İşte o dönemde bir arkadaşım, beni rüyasında görmüş. Bediüzzaman’ın masasının etrafında oturuyormuşuz ve kendisi bana ders anlatıyormuş. Fakat ders anlatırken yüzünde derin bir endişe varmış. Bana izahlar yaparken gözlerini üzerimden ayırmadan, endişeli bir şekilde bakıyormuş. Rüyanın devamında, “Sana bir şey söyleyeceğim,” demiş. Yavaş yavaş, heceleyerek şu kelimeleri söylemiş: “Uyandığında korkacaksın... U-yan-dı-ğın-da kor-ka-cak-sın...” Bu durum biraz garip gelebilir; fakat rüyanın devamında yüzüm ve ağzım yapraklarla dolmuştu. O kadar çok dolmuştu ki, üfleyerek ağzımdaki yaprakları çıkarmaya çalışıyordum. Arkadaşım bu rüyayı sabahleyin bana anlattı. İşte o gün, bu risaleleri tekrar okumaya başladım. Okurken her zaman izahlı okurum; kendi çapımda tefsir yapmaya çalışırım. O günden itibaren içimdeki kötü hisler tamamen yok oldu ve okumaya daha çok meylettim. Şimdi farklı kitaplar da okuyorum; Kur’ân-ı Kerîm’i, hadisleri inceliyorum, açıklamalarını ve izahlarını dikkatle takip ediyorum. Lâkin Üstad’ın risaleleri ve Kur’ân’a dair
Din
Gençlik RehberiBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20143,629 okunma