Ya Kahhâr, Ya Cebbâr, Ya Muntakim!
Zulmüyle gökleri karartan, mazlumun nefesini boğan, masumun kanını toprağa akıtan o kararmış yürekleri kahharlığının zincirine vur. Onların hayatını zilletle karart, nefeslerini zehirle, lokmalarını taş gibi boğazlarında düğümle. Ayakları yürüdükçe çukur aç, gökyüzünü üzerlerine bakırdan bir kapı yap, yeri alevden bir zindan kıl.
Ruhlarını feryatla parçala, kalplerini ateşten köz gibi yak. Gözlerini kör, kulaklarını sağır, dillerini paslı zincirlerle sustur. Onlara huzur değil, korku; ışık değil, karanlık; su değil, irin; nefes değil, duman ver. Gölgesi onlara azap, gölgesizliği cehennem olsun.
Adlarını rahmetten sil, lanet defterine ebediyen kazı. Soylarını kurut, köklerini çürüt, hatıralarını taşların arasına kara leke gibi göm. Onların şehirleri viran, evleri harap, mirasları toz gibi savrulsun. Gelecekleri yokluk, mirasları rezillik, mezarları ateş olsun.
Mazlumun duasını fırtına eyle, yıldırımla üstlerine indir. Toprak onları dışlasın, gök onlara kapansın, su onlara zehir olsun. Onları affınla değil, celâlinin en ağır azabıyla yok et. Varlıklarını hiçliğin çukurunda ez, ruhlarını zilletin ateşinde ebediyen yak.
Amin...