"Zıtlıkların açıklanması, meleke ve ilmin açıklanması" Bu, filozofların mantıkçılardan önce ortaya koyduğu şeydir. Felsefe alanında ise, felsefe kitaplarında ikisinin (yani zıtlıkların) her birinin bir anlamı olduğu kabul edilmiştir: ya karşıtların amacı bakımından birbirinden farklı olması (örneğin siyah ve beyaz, parlaklık ve matlık gibi), ya da varlığın nedenleri bakımından farklı olmaları (örneğin meleke ve ilim gibi). Bunun nedeni, zamanla ilgili görüşlerinde, tahtın (oturak yerinin) farklılaşmasında olduğu gibi farklılaşmalarıdır. Her iki zıtlık da meleke ve ilim gibidir; çünkü birincisi (meleke) mecazi anlamda kullanılır, ikincisi (ilim) ise mutlak anlamda kullanılır ve mutlak, mecazdan daha geneldir. Ancak, mutlak olanın zıttı, mecaz anlamıyla değil, mutlak anlamla birlikte olur. Filozoflar ve mantıkçılar, zıttın (karşıtın) adını meşhur anlamına göre koymuşlardır. Meleke ve ilmi, görme ile körlük gibi zıtlıklarla örneklemişlerdir. Meşhur zıtlık örneklerini, siyah ve beyaz, parlaklık ve matlık gibi, mutlak zıtlıklardan saymışlardır. Meleke ve ilim zıtlıklarının gerçek zıtlık mı yoksa gayeye dayalı zıtlık mı olduğu konusu, halk arasında meşhur olan şeylere göre örneklenmiştir. Bu bağlamda, dört temel zıtlık örneği olan beyaz ve siyah, sıcak ve soğuk gibi zıtlıkların dışına çıkılmış ve zıtlık, meleke ve ilim konularına taşınmıştır.
Bununla birlikte, İbn Sina bu konuda açık bir şekilde demiştir ki: Zıtlık sadece olumlama ve olumsuzlama değil, aynı zamanda doğruluk ve geçersizlikle de ilgilidir. Meşhur olanın (görünürdeki anlamın) zıtlığı, zorunlu olarak varlıkla ilgili olmak zorunda değildir. Bunlardan biri hareket, diğeri ise durgunluk (sükûn) olabilir. Parlaklık, matlıkla; berraklık, bulanıklıkla; sıcaklık, soğuklukla zıt olabilir. Buna göre, zıtlıkların bazı