Abstractist

Analiz, Bağlantılar ve Düşüncenin Geometrisi
Olayları anlamak, onları yüzeyde görmek yerine, bir sistemin içindeki değişkenler olarak analiz etmekten geçer. Çoğu insan, olayları bağımsız ve izole gelişmeler gibi değerlendirir; oysa ki gerçek dünya, tıpkı bir bilgisayar mantığında olduğu gibi, girdiler, süreçler ve çıktılar arasındaki karmaşık ilişkilerle çalışır. Eğer bir olayın neden-sonuç ilişkisini değerlendirmeden, yalnızca dışarıdan sunulduğu şekliyle kabul edersek, aslında bir sistemin içinde yönlendirilmiş bir değişken haline geliriz. Örneğin, bir ilaç firmasının aniden yeni bir sağlık ürünü piyasaya sürmesi, çoğu insan tarafından sadece bilimsel bir gelişme veya ticari bir hamle olarak görülür. Ama bir mantıkçı gibi düşündüğümüzde, bunun bir dizi şartlı ifadeye bağlı olduğunu fark ederiz. İlaç şirketi bu ürünü neden şimdi çıkardı? Bunun öncesinde hangi araştırmalar, hangi ekonomik koşullar ve hangi medya propagandaları vardı? Eğer toplum belirli bir sağlık tehdidi algısına yönlendirilmişse ve bu ürün tam da o algının zirveye çıktığı anda piyasaya sürülüyorsa, bu aslında bir planın sonucudur. Tıpkı bir algoritmanın belirli koşulları yerine getirdiğinde belirli bir çıktıyı üretmesi gibi, toplumun zihinsel kodlaması yapıldıktan sonra belirli ürünler veya politikalar devreye sokulabilir. Bilgisayar güvenliğinde bu, "timing attack" olarak bilinir. Saldırgan, sistemin içindeki zamanlama değişikliklerini analiz eder ve ne zaman bir güvenlik açığı oluşacağını hesaplayarak harekete geçer. Aynı mantıkla, toplumsal veya ekonomik olaylarda da, belirli bir bilinçaltı hazırlık süreci yaşandıktan sonra, o anı fırsata çeviren aktörler sahneye çıkar. Eğer insanlar sadece "Bu ilaç çıktı, demek ki sağlığımız için iyi olacak" diye düşünüyorsa, sistemin nasıl çalıştığını anlamadan onun içinde bir değişken olmaya devam
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hareketin başlangıcı
Eğer bir hareketin başlangıcı ve sonu olmadığı söylenirse, o zaman sürekli ve bitmeyen hareketler vardır demektir. Ancak, bu durum cisimlerin zaman içindeki parçalı değişimlerine aykırıdır. Buna karşılık, biz bunun yanlış olduğunu kanıtlarla gösteriyoruz. Çünkü bütünü oluşturan parçalar olmadan bir bütün düşünülemez. Ayrıca, bir cisim var olduğunda onun bir başlangıcı ve sonu olması gerekir. Bunun yanında, bir şeyin var olması, ya sonradan oluşmuş olması ya da ezelden beri var olmasıyla mümkündür. Fakat bir şeyin ezelden beri var olması düşünülemez. Ayrıca, bir şeyin belirli bir şekilde ortaya çıkması için bir sebep gereklidir ve bu sebep olmadan rastgele bir oluşum mümkün değildir. Zamanın sonsuz bir şekilde geriye doğru gitmesi mümkün değildir çünkü bu, maddelerin ve zamanın sonsuz bir gerilemesine yol açar ki bu mantıksızdır. Filozoflar, cisimlerin farklı özelliklere sahip çeşitli maddelerden oluştuğunu söylerler. Bunlar bileşik ve basit olarak ikiye ayrılır: Basit olanlar ya göksel (astronomik) ya da elementlerdir. Bileşik olanlar ise farklı maddelerden oluşur. Göksel cisimler, diğer maddelerden farklıdır ve gökyüzünde bulunurlar. Bazı filozoflar, var olan her şeyin belirli bir yönü olduğunu söylemiştir. Fakat yönlerin kesin olarak tanımlanması zordur. Örneğin, yukarı ve aşağı kavramları, küresel bir cisim söz konusu olduğunda anlamını yitirebilir.
1000Kitap
Cisim
Cisim, kendisinden yalnızca bir isimle bahsedilebilecek şekilde parçalardan oluşmuş olabilir. Yani, onlardan bahsedildiğinde yalnızca bir isimle ifade edilir. Yüzey, cisim ile cevher arasında bir vasıta olur; ferdi ise, ayrılma vasfı ve derinlik (anlam) kaydını taşıyarak cisimden ayrılır. Filozoflara göre: [Cevher, kendisinde üç boyut tasavvur edilebilen şeydir. Üç boyut, kesişen doğrularla ve açılarıyla sınırlandırılmıştır. Bu doğruların varlığı hayale bağlıdır ve gerçekle değil, hayale yerleştirilen formlarla ilişkilidir.] Maddede bulunan bu boyutlar, gerçekte madde içinde gözlemlenen hatlar değildir; çünkü bu çizgiler hayale dayalıdır ve gerçeklikte karşılıkları yoktur. Dolayısıyla, bu boyutlar ne ölçü aletleriyle ne de duyularla algılanabilir. Bu tanım, filozofların klasik tanımıdır. Bununla birlikte, bazılarına göre bu tanım açık değildir. Çünkü üç boyutun varlığı akılla sabit olan bir şeydir ve mecazla ifade edilemez. Bu yüzden onlar der ki: "Cevher, kendi başına üç boyutu olan şeydir." Yani: Üç boyutun tasavvur edilebildiği cevher.
1000Kitap
Zıtlık
"Zıtlıkların açıklanması, meleke ve ilmin açıklanması" Bu, filozofların mantıkçılardan önce ortaya koyduğu şeydir. Felsefe alanında ise, felsefe kitaplarında ikisinin (yani zıtlıkların) her birinin bir anlamı olduğu kabul edilmiştir: ya karşıtların amacı bakımından birbirinden farklı olması (örneğin siyah ve beyaz, parlaklık ve matlık gibi), ya da varlığın nedenleri bakımından farklı olmaları (örneğin meleke ve ilim gibi). Bunun nedeni, zamanla ilgili görüşlerinde, tahtın (oturak yerinin) farklılaşmasında olduğu gibi farklılaşmalarıdır. Her iki zıtlık da meleke ve ilim gibidir; çünkü birincisi (meleke) mecazi anlamda kullanılır, ikincisi (ilim) ise mutlak anlamda kullanılır ve mutlak, mecazdan daha geneldir. Ancak, mutlak olanın zıttı, mecaz anlamıyla değil, mutlak anlamla birlikte olur. Filozoflar ve mantıkçılar, zıttın (karşıtın) adını meşhur anlamına göre koymuşlardır. Meleke ve ilmi, görme ile körlük gibi zıtlıklarla örneklemişlerdir. Meşhur zıtlık örneklerini, siyah ve beyaz, parlaklık ve matlık gibi, mutlak zıtlıklardan saymışlardır. Meleke ve ilim zıtlıklarının gerçek zıtlık mı yoksa gayeye dayalı zıtlık mı olduğu konusu, halk arasında meşhur olan şeylere göre örneklenmiştir. Bu bağlamda, dört temel zıtlık örneği olan beyaz ve siyah, sıcak ve soğuk gibi zıtlıkların dışına çıkılmış ve zıtlık, meleke ve ilim konularına taşınmıştır. Bununla birlikte, İbn Sina bu konuda açık bir şekilde demiştir ki: Zıtlık sadece olumlama ve olumsuzlama değil, aynı zamanda doğruluk ve geçersizlikle de ilgilidir. Meşhur olanın (görünürdeki anlamın) zıtlığı, zorunlu olarak varlıkla ilgili olmak zorunda değildir. Bunlardan biri hareket, diğeri ise durgunluk (sükûn) olabilir. Parlaklık, matlıkla; berraklık, bulanıklıkla; sıcaklık, soğuklukla zıt olabilir. Buna göre, zıtlıkların bazı
Hareket
1. Kısım: > "فان قيل إن للحركات لا بداية لها ويدوم الكل بتعاقب جزئياتها الحادثة..." Burada bir itirazdan bahsediliyor: “Hareketlerin başlangıcı yoktur, sonsuz bir geçmişe sahiptir; sürekli olarak ardı ardına gelen parçacıklar şeklinde sürer.” Filozof buna şöyle cevap veriyor: Hayır, bu geçerli değildir; çünkü bu durum “tatbîk ve takâfû” (uygulama ve eşitlik) deliliyle çürütülür. Bu, klasik felsefede sonsuz geçmişi reddetmek için kullanılan bir argümandır. 2. Kısım: > "وقلنا إنه لا وجود للكلي إلا في ضمن الجزئي..." "Biz deriz ki, tümel (küllî) yalnızca tikeller (cüz’îler) içinde bulunur." Bu, Aristotelesçi bir görüştür. Tümellerin (örneğin 'insanlık') kendi başlarına değil, yalnızca bireylerde ('Ali', 'Veli') var olabileceği söyleniyor. 3. Kısım: > "وقالوا إن الجسم إذا اختار لما سيأتي من اختيار الواجب..." Burada bir grup filozofun görüşü aktarılıyor: Bir cisim gelecekte bir tercihte bulunacaksa, bu o tercihi yapan failin varlığını ve önceden belirlenmişliği ima eder. 4. Kısım: > "فصل - قالت الحكماء الجسم إن تألف من أجسام مختلفة..." Bu bölümde "Fasl" (ayrıca bir konu) başlığı altında cisim tanımlanıyor: Hikmet sahipleri (filozoflar) şöyle demiştir: Cisim, farklı nitelikteki maddelerden oluşan bir varlıktır. Bu maddeler ya basit (elementler) ya da terkip (bileşik) olabilir. Basit olanlar da ya fizikî (toprak, su, hava, ateş gibi) ya da göksel (göksel küreler) olur.