Abstractist

Eğer Ferd-i Vâhid'e verilmezse bir sineğin vücudunu rûy-i zeminin etrafından ve anâsırından gayet hassas bir mizanla toplamak, âdeta yeryüzünü ve unsurları eleyip her taraftan o mahsus vücudun mahsus zerrelerini getirerek sanatlı vücudunda muntazam yerleştirmek için maddî kalıp, belki azaları adedince kalıplar bulunmak ve o vücuddaki duygular ve ruh gibi ince, dakik, manevî letaifi dahi mizan-ı mahsusla manevî âlemlerden celbetmek lâzım gelir. İşte bu surette bir sineğin icadı, kâinat kadar müşkülatlı olur; yüz derece müşkül müşkül içinde, belki muhal muhal içinde olacak. Çünkü Hâlık-ı Ferd'den başka hiçbir şey, hiçten ve ademden icad edemediğine bütün ehl-i din ve ehl-i fen ittifak ediyorlar.
Sayfa 387·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mevcudat iki vecihle icad ediliyor. Biri, "ibda ve ihtira" tabir edilen hiçten icaddır. Diğeri, "inşa ve terkip" tabir edilen mevcud olan anâsır ve eşyadan toplamak suretiyle ona vücud vermektir. Eğer cilve-i ferdiyete ve sırr-ı ehadiyete göre olsa hadsiz derece bir suhulet, belki vücub derecesinde bir kolaylık olur. Eğer ferdiyete verilmezse hadsiz derece müşkül ve gayr-ı makul, belki imtina derecesinde bir suubet olacak.
Sayfa 386·Kitabı okudu
Hayatın karmaşıklığında ahengi aradıkça, insanın özüne dair kadim metinleri irdeledikçe, bilginin sadece bir araç, hikmetin ise amaç olduğunu kavradıkça, zihnin sınırlarını aşan sezgisel bir anlayış geliştirdikçe, varoluşun anlamına dair sorular sormaya cesaret ettikçe, kendi varlığınızın başkalarının hikâyeleriyle dokunduğu noktaları fark ettikçe, bilinmeyenin büyüsüne teslim olup öğrenme hevesinizi diri tuttukça, düşünce sisteminizdeki çelişkileri çözümlemek için derinlemesine tefekkür ettikçe, anlamın sadece dilde değil, sessizlikte de saklı olduğunu hissettikçe, kendi hakikatinizi keşfetmek için dış otoriteleri sorguladıkça; haklı olduğunuza dair tartışmalara girmeyip hedefleriniz doğrultusunda kendinizi adadıkça, size katkı sağlayacak entelektüel kitapları okudukça, değer katacak belgeseller izledikçe ve yapmanız gerekeni yapmanız gerektiğini anladıkça, eşref-i mahlûkatı derinlemesine kavradıkça Ne kızabiliyorsun, ne öfkeleniyorsun, ne yeise düşüyorsun, ne boşluğa düşüyorsun, Çok şey değişiyor be..
Madem kâinat mevcuddur ve inkâr edilmiyor; elbette kâinatın renkleri, ziynetleri, ışıkları, ziyaları, sıfatları, hayatları, rabıtaları hükmünde olan hikmet, inayet, rahmet, cemal, nizam, mizan, ziynet gibi meşhud hakikatler hiçbir cihetle inkâr edilmez. Madem bu sıfatların, fiillerin inkârı mümkün değildir; elbette o sıfatların mevsufu ve o fiillerin fâili ve o ziyaların güneşi olan Zat-ı Vâcibü'l-vücud, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Cemil, Hakem, Adl dahi hiçbir cihetle inkâr edilmez ve inkârı kabil olmaz. Ve elbette o sıfatların ve o fiillerin medar-ı zuhurları, belki medar-ı kemalleri, belki medar-ı tahakkukları olan rehber-i ekber, muallim-i ekmel ve dellâl-ı a'zam ve tılsım-ı kâinatın keşşafı ve âyine-i Samedanî ve Habib-i Rahmanî olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın risaleti hiçbir cihetle inkâr edilmez. Âlem-i hakikatin ve hakikat-i kâinatın ziyaları gibi bunun risaleti dahi kâinatın en parlak bir ziyasıdır.
Sayfa 381·Kitabı okudu
Mesela, her bir çiçekte, her bir meyvede bir mizan var. Ve o mizan, bir intizam içinde ve o intizam, tazelenen bir tanzim ve tevzin içinde ve o tevzin ve tanzim, bir ziynet ve sanat içinde ve o ziynet ve sanat, manidar kokular ve hikmetli tatlar içinde bulunduğundan her bir çiçek, o ağacın çiçekleri adedince Hakem-i Zülcelal'e işaretler ediyor.
Sayfa 374·Kitabı okudu