Günün öğleden sonrası sanki dost, sanki sonsuzdu. Yol iniyor, iniyor ve artık birbirine karışan çayırlıklar arasında çatallanıyordu. O an farkettim; rüzgârın estiği yöne göre yaklaşıp uzaklaşan, sık yapraklarla aradaki uzaklığın hafiflettiği tiz, neredeyse gümüşsü tınılar taşıyan bir müzik geliyordu ileriden. İnsanın öteki insanların yaşamlarının belli anlarında onların düşmanı olabileceğini, ama bir ülkenin düşmanı olamayacağını düşündüm o an; ateşböceklerinin, sözcüklerin, bahçelerin, akarsuların, günbatımlarının düşmanı olamayacağını...
Bu sayfaları tekrar okuduğumda, kendimi onlarda, yalnız başıma, büyük bir çaba ve dikkatle yazdığım yazılarda yapabildiğimden çok daha iyi anlattığımı, kendimi çok daha iyi açtığımı görüyorum. Fikir alışverişi, her türlü sevgi, dostluk ve gerçek diyalog için şarttır. Birbirleriyle konuşabilen iki insan, kendilerini sonsuza dek zenginleştirebilir, ufuklarını genişletebilirler.