Bir gelecek inşa etme imkanınız olsa nasıl bir gelecek hayal edersiniz?
İnsanların her zaman mutlu olduğu, acı çekmediği, hiç üzülmediği, endişe duymadığı, savaşın ve açlığın olmadığı, bulunduğu ortamdan ve yaşam şartlarından memnun, üretime değil tüketime teşvik edildiği tek bir dünya devleti olduğu bir dünya… Kulağa çok hoş geliyor sanırım. Aldous Huxley’in iki dünya savaşı arasında, 1932 de yazdığı Cesur Yeni Dünya kitabı tam da bu düşüncenin ışığında ortaya çıkıyor. Bir ütopya olarak ele alınabilecekken bu yaşamın insan için dayanılamaz olduğunu, bir distopyaya evirildiğini görüyoruz.
Gelişen teknoloji ve düşünce yapısı ile birlikte Aldous Huxley’in kurguladığı bir gelecek gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilinmez ama Huxley kitabında insanı insan yapan bütün değerleri alıp bir kenara koyarak tam anlamıyla cesur bir yeni dünya kurgulamış. Kitap Ford’tan sonra (F.S) 632 yılında yani Ford otomotiv devinin ilk defa bant sistemi ile ürettiği T modelinden 632 yıl sonrasında geçiyor. İnsanın değerlerini ortadan kaldırmak için yapılması gereken en önemli şey, Tanrı inancını bu şekilde alt üst ediyor ve bütün kutsallığı Ford’a atfediyor, her şeyin başlangıcı olarak ona kabul ediyor. Tüketimi önceleyen bir toplumun seri üretimin başlangıcı kabul edilen bant tipi üretime bu kadar anlam yüklemesine çok da şaşılmasa gerek. Kitapta insanlar tek eşli olmaya, aile kurmaya, çocuk doğurup bakmaya bayağı hatta iğrenç gözüyle bakıyorlar ve bunu kuluçka merkezlerinde sağlıyorlar. Burada yetişkin insanlardan aldıkları sperm ve yumurtalar ile alfa, beta, gama, delta ve epsilon olarak kategorize ettikleri bir çeşit kast sisteminde çocuklar yetiştiriyorlar. Alfalar zeki liderler olurken, epsilonlar sadece kas gücünden faydalandıkları birer köle olarak yetişiyor. Bunu hormonlar, uyku