Cihan Eraslan

Cihan Eraslan
@Acholmes
Mühendis
Lisans
Aksaray
11 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Cesur Yeni Dünya
9/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Bir gelecek inşa etme imkanınız olsa nasıl bir gelecek hayal edersiniz? İnsanların her zaman mutlu olduğu, acı çekmediği, hiç üzülmediği, endişe duymadığı, savaşın ve açlığın olmadığı, bulunduğu ortamdan ve yaşam şartlarından memnun, üretime değil tüketime teşvik edildiği tek bir dünya devleti olduğu bir dünya… Kulağa çok hoş geliyor sanırım. Aldous Huxley’in iki dünya savaşı arasında, 1932 de yazdığı Cesur Yeni Dünya kitabı tam da bu düşüncenin ışığında ortaya çıkıyor. Bir ütopya olarak ele alınabilecekken bu yaşamın insan için dayanılamaz olduğunu, bir distopyaya evirildiğini görüyoruz. Gelişen teknoloji ve düşünce yapısı ile birlikte Aldous Huxley’in kurguladığı bir gelecek gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilinmez ama Huxley kitabında insanı insan yapan bütün değerleri alıp bir kenara koyarak tam anlamıyla cesur bir yeni dünya kurgulamış. Kitap Ford’tan sonra (F.S) 632 yılında yani Ford otomotiv devinin ilk defa bant sistemi ile ürettiği T modelinden 632 yıl sonrasında geçiyor. İnsanın değerlerini ortadan kaldırmak için yapılması gereken en önemli şey, Tanrı inancını bu şekilde alt üst ediyor ve bütün kutsallığı Ford’a atfediyor, her şeyin başlangıcı olarak ona kabul ediyor. Tüketimi önceleyen bir toplumun seri üretimin başlangıcı kabul edilen bant tipi üretime bu kadar anlam yüklemesine çok da şaşılmasa gerek. Kitapta insanlar tek eşli olmaya, aile kurmaya, çocuk doğurup bakmaya bayağı hatta iğrenç gözüyle bakıyorlar ve bunu kuluçka merkezlerinde sağlıyorlar. Burada yetişkin insanlardan aldıkları sperm ve yumurtalar ile alfa, beta, gama, delta ve epsilon olarak kategorize ettikleri bir çeşit kast sisteminde çocuklar yetiştiriyorlar. Alfalar zeki liderler olurken, epsilonlar sadece kas gücünden faydalandıkları birer köle olarak yetişiyor. Bunu hormonlar, uyku
1000Kitap
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Reklam
NIETZSCHE AĞLADIĞINDA
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Yazarımız Irvin D. Yalom Birinci Dünya Savaşı sonrası Rusya’dan Amerika’ya göç etmek zorunda kalan fakir bir ailenin çocuğu olarak 1931 yılında dünyaya gelir. Küçük yaşlardan itibaren kitaplar ile tanışır ve kitap tutkusu bu şekilde başlar. Öncelikle sanat, sonrasında tıp eğitimi alır ve psikiyatri bölümünde uzmanlaşır. Döneminden çok farklı bakış açılarıyla hastalarına odaklanır ve her hastasının bir hikayesi olduğunu, her birine farklı bir terapi yöntemiyle yaklaşılması gerektiğini savunur. Psikanaliz üzerine çalışmalar yapar ve yazdığı kitaplarda teknik konuları ele alırken okuyucunun dikkatini çekebilmek için bir hikaye örüntüsü üzerinden anlatmak istediğini söyler. Nietzshe Ağladığında isimli kitabı tam da bu yaklaşımla ele alınabilir. Yazım tekniği edebi çevreler tarafından olumsuz eleştirilse de kendisi “öğretici roman” olarak nitelediği yeni bir türün örnekleri olarak niteler. Yalom, 1993 yılında Nietzshe Ağladığında (When Nietzshe Wept) yazmış olduğu kitabında Nietzshe, Bruer, Freud, Salome gibi tarihe önemli izler bırakmış insanların ilişkilerini kaleme alır. Kitap basıldığı yıldan itibaren okurlar tarafından yoğun bir ilgi görür. Uzun yıllar çok satanlar listesinde yer alır Karakterlerimize yakından bir bakacak olursak, Friedrich Wilhelm Nietzshe (1844-1900) psikolojik ve fiziksel olarak yıpranmış, sürekli yoğun migren atakları geçiren, ciddi görme bozukluğu yaşayan ancak buna rağmen çok sağlam bir iradeye sahip bir düşünce insanı olarak karşımıza çıkıyor. Yaşadığı fiziksel ve psikolojik bunalımları yeni bir felsefik düşüncelerin doğum sancıları olarak betimliyor. Bu nedenle de kendisi ve hastalıkları ile barışmış, ne kadar yoğun rahatsızlıklar geçirse de tedaviye sıcak bakmaz, arkadaşlarının ricası ile Dr. Breur’ın karşısına gelir. Dr. Josef Breur
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Şeker Portakalı
9/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
Orijinal adıyla “My Sweet Orange” olarak 1968 de basılan kitap, Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos tarafından yazılmıştır. Kendi hayatından kesitlerin bulunduğunu belirten yazar, kitapta kitabın yazılış süreci ve içeriği ile ilgili olarak “Bu kitabı 20 yıl içimde sakladım, 12 günde yazdım.” diye belirtir. Pek çok kişi tarafından çocuk kitabı olarak değerlendirilmesine rağmen konusu ve karakter analizi yapıldığında çocuk kitabı olmaktan çok, yetişkinler için çocukların hayal dünyasına, sevgi dolu kalplerine açılan bir kapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. "Neyi bekleyeceğiz, Zeze?" "Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini." Fakir bir ailenin küçük çocuğunun başından geçenleri anlatan kitap, yazarın tabiriyle günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsüdür. Henüz 5 yaşında olmasına rağmen etrafında olan şeylere karşı yüksek duyarlılığı olan Zeze, okuma yazmayı çabuk öğrenen, öğretmeninin çok sevdiği zeki bir çocuk, babasının maddi zorluklar çektiğini fark edip boya sandığını alıp ayakkabı boyayıp para kazanan duygusal bir çocuktur. Güçlü bir hayal dünyasına sahip olan Zeze ailesinin sevgisinden mahrum kalmış, çevresi tarafından sürekli şiddet görmüş ve bunun etkilerini ruhunda hissetmiştir. İnsanlardan giderek uzaklaşıp yalnızlaşan çocuk bu ihtiyaç duyduğu sevgiyi ailesinin dışında aramış, bazen bunu hayali arkadaşı bir portakal ağacı ile dertleşerek gidermiş, bazen de kendisinden yaşça büyük Portekizli Portuga ile gidermeye çalışmıştır. “Biliyor musun, insanları öldürüyorum, Portuga.” “Bunu nasıl yapıyorsun, Zeze?” “Onları unutarak... " Şeker Portakalı, “Güneşi Uyandıralım” ile devam eden ve “Delifişek” ile de son bulan bir serinin ilk kitabıdır. “Güneşi Uyandıralım” yazarın gençlik yıllarını konu alırken, “Delifişek”
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma
Değişim Sürecinde Türkiye
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Kitabımızın yazarı Mahfi Eğilmez, uzun kariyer yılları içerisinde farklı birimlerinde müfettişlik, müsteşarlık, genel müdürlük, danışmanlık, ekonomi yazarlığı bunlara ek olarak da farklı üniversitelerde öğretim üyeliği yapmıştır. Türkiye’de ekonomi otoriteleri içerisinde en saygın yazar ve ekonomistlerden birisi olarak tanınır. Çok kez yazılarında vermek istediği mesaj için sadece ekonomik tablo, bilanço ve grafikler üzerinden değil, tarih, mitoloji ve sanat üzerinden yorumlar yapar ve yazılarında okuyucularına farklı bakış açıları sunar (Atinalı Daedalus ve oğlu Ikarus’un hikayesi’ni yazarın kaleminden okumanızı tavsiye ederim.). “Değişim sürecinde Türkiye” kitabı yazarın 2018 yılında yayımlanmış olan, 15.-16. yy’dan günümüze kadar ki toplumsal değişimleri, sanayi ve ekonomik gelişmeleri konu almaktadır. Yazarın kendi tabiri ile kısaca “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e sosyo-ekonomik bir değerlendirme” olarak ele alınabilir. Kitap ele alınan konulara göre 4 bölümden oluşuyor diyebilirim. Eğilmez, ilk olarak dönüşüm, paradigma ve paradigma değişimi gibi temel kavramlar ile başlıyor ve bu sayede toplumların üzerinde iz bırakmış olayları kategorize etmek için sağlam bir temel atmış oluyor. Bundan sonra anlatılacak olan tarihi olayların, krizlerin, icatların, politikaların ülkeleri nasıl bir dönüşüme sürüklediğini çok daha anlaşılır bir şekilde ifade ediyor. İkinci bölümde ise; 15.yy’dan günümüze kadar süregelen; Sanayi devrimi, kapitalizmin doğuşu, dünya savaşları ve kapitalizmin tatlı rüyasının bozulması, ABD-Rusya soğuk savaş dönemi ve kutuplaşan dünya, likiditenin artması ve küreselleşme, gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan ülkeler, yükselen güç Amerika, Amerika’nın kriz yönetimi, Venezuela gerçeği ve Hollanda hastalığı, Brexit süreci- AB’nin geçmişi ve geleceği,
1000Kitap
Değişim Sürecinde TürkiyeMahfi Eğilmez · Remzi Kitabevi · 20181,339 okunma
Semerkant
9/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Lübnan kökenli bir gazeteci ve yazar olan Amin Maalouf’un 1988 yılında kaleme aldığı Semerkant eseri ile, yazarın çok da yabancı olmadığı bir topluma karşılık gelse de bin yıl öncesinde yaşayan önemli kişilerin hayatlarını ve dinamik ilişkilerini gözlerde canlandırırcasına anlatımı ile etkileyici bir eser ortaya çıkarmış. Üzerinden 30 yıl geçmiş olsa da rafların tozlarına karşı mücadele vererek her zaman diri kalmış bir kitap niteliğini taşımaktadır. Kitap iki farklı dönemi ele almaktadır. İlk kısmı 11. yy’de Selçuklu hükümdarlığında bulunan topraklarda yaşayan zamanının çok ötesinde bir felsefe, sanat ve bilim insanı olan Nişapurlu Ömer Hayyam; Alparslan ve Melikşah gibi önemli Türk büyüklerinin vezirliğini yapmış olan siyaset bilimci Nizamülmülk; kendi zamanında da kendinden sonrasında da adında çokça bahsettiren orta çağın en etkili insanlarından biri, Haşhaşi tarikatının lideri Hasan ibni Sabbah’ın hayat hikayesini ele alıyor. Bu üç önemli karakterin hayatlarının kesişimi ve birbirleri üzerinde bıraktıkları etkileri detaylı ve hikaye tadında okuyucularına aktarıyor. İkinci kısım ise Ömer Hayyam merakı ve tutkusuyla dolup taşan bir Amerikalının kendini 20. yy’de İran’ın bağımsızlık mücadelesinde bulmasıyla ve daha sonrasında yaşadıkları ile devam ediyor. Eser daha çok toplum tarafından şair ve düşünce insanı olarak bilinen ama astronomi, matematik alanlarında ilklerin sahibi olan Ömer Hayyam ve sevgilisi Cihan ekseninde devam etmektedir. Hatta öyledir ki güneş yılı esasına göre celali takviminin hazırlayacak kadar iyi bir astronom, binom açılımını ve katsayılarını döneminde ilk defa hesaplayacak, Pascal üçgeni ve ‘’X’’ bilinmeyen kavramını ilk kullanan matematikçidir. Ancak doğu kültürünün çok da açık görüşlü olmadığı bir zamanda Tanrı, şarap, aşk, sevgili ve
1000Kitap
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,8bin okunma
Reklam