Ne Ortaçağ cehennemdi, ne Asr-ı Saadet cennet.
Asr-ı Saadet'in peygamberi sabah uyandığında, gece üstünde yattığı hasırın izini taşıyan yüzüyle tebessüm ediyordu dünyaya... O tebessümde herkesin hakkı vardı; dervişler de, kervan sahipleri de o tebessümden payını alıyorlardı.
Müteahhit hesabı ile sanatçı duruşu arasında hapsolmayalım. Özü-gürce düşünelim, özgürlük kelimesinin hakkını verelim; ve tam manasıyla özümüzü gürleştirelim...
Bugüne kadar bir kez olsun Eyfel Kulesi'ni sorguladıkları, estetik bilgilerini bu kule için de kullandıkları görülmemiştir.
Bir şehir için metal yığınından daha kötü bir sembol olabilir mi? Popüler olması, turistlerin ilgisine mazhar olması onu bir sanat eseri yapmaya yetmez. Aslında sanayi devriminin sembolü bu metal yığınının, "aşkın başkenti" denilen şehirle pek bir ilgisi yoktur, desek de işe yaramaz.
..."Ortadoğu'nun Paris"i gibi adlar takarlar. Ortadoğu'nun İstanbul'u olan Beyrut'u, büyük caddelerinde ünlü Fransız markaları boy göstermeye başladı diye Paris'e benzetecek kadar da şehir uzmanıdırlar.