Şu kitabı okuyup içerisinde yazan bilgileri hayatımıza geçirsek belki de pek çoğumuz şikayetçi olduğu hayatından memnuniyet duymaya başlayacak...
Hadi deneyelim?
Aslında uzun uzun yorumlar yapılabilirdi. Dikkat çeken kelimeler, afili cümleler kullanılabilirdi. Ama gerek yok diye düşünüyorum. Kısa tutmak lazım.
Eğer;
-Kibri yakından tanımak istiyorsanız,
-Onunla mücadele edenlerle tanışmak istiyorsanız,
-Tarihe merakınız varsa,
-Tefekkür hoşunuza gidiyorsa,
-Ve alışılmıştan hoşlanmıyorsanız
buyrun, okuyun.
Tavsiye ederim doğrusu.
Kitapta; Hacı Bayram-ı Veli, Akşemseddin, Somuncu Baba, Şeyh Alaaddin Ali, Emir Sultan, Molla Fenârî ve daha niceleri sizi bekliyor.
Not: Kitap biraz çarpabilir.
Türk Edebiyatına merakı olanların en az bir kere de olsa okuyup bitirmesi gereken eserlerden bir tanesine de, Atsız'ın "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı kitabı olduğuna inanıyorum.
"Edebiyatın ne olduğu"na değinip, "İslamiyetten Önce Türk Tarihi" ile başlıyor kitap. "İslamiyetten Önce Türk Medeniyeti" gibi konulara da değindikten sonra "İslamiyetten Önce Türk Destanı" başlığını atarak "Yaratılış Destanı, Saka Destanı, Hun-Oğuz Destanı" gibi destanları birkaç başlık altında detaylı bir biçimde açıklıyor.
Sadece "İslamiyet Öncesi"ne değinmeyen kitap, "Selçuklular Çağında Tasavvuf Şairleri ve Tasavvufi Eserler" gibi gayet müthiş güzel konulara da değiniyor.
"Ansiklopedi" diyebileceğim bu eser, Atsız'ın dergilerde yazmış olduğu yazılardan da alıntılar mevcuttur.
.
"Hem duyguya, hem de düşünceye dayanan milli şuur, bir milletin manevi kuvvetlerinden en önemlisidir."
-Atsız
.
"Bir millete, geçmişini unutturmak, onu yok etmenin ilk şartıdır."
-Atsız
Antikacı'nın geçmişinin ve şu "ân"ının göz önüne getirilerek yazılan bir hayat öyküsü...
Can Dostu Süreyya, Gizemli Şahıs, Babası Rıza Bey, eşi Sakine Hanım, oğlu Tuğrul ve kendisi...
Rıza Bey çok işkence etmiş hanımına, yani Ana Karakterimiz olan Antikacı Cemil'in annesine.
Ve Cemil Bey... Küçüklüğünde asla babası gibi olmak istemeyen bir genç.
Sevdiği kadın olan Sakine Hanım'la gelecekte bir yuva kurmak için birçok hayalinden vazgeçen bir âşık... ve bu âşıklara mâni olmak istemeyen Süreyya'nın Sakine Hanım'a olan âşkından vazgeçip uzak ülkelere, zulmün olduğu coğrafyalara yelken açması...
Ve Cemil Bey'in asla babası gibi olmak istememesine rağmen babasından farksız olması...
Oğlu Tuğrul'un babasına feryatları...
Gizemli şahıs ile Antikacı dükkânında Cemil Bey ile Gizemli Şahsın tuhaf sohbetleri. Gerçekten gizemli bir şahıs mı O, yoksa Cemil Bey'in kalbi yahut vicdanı mı?
Peki bu kadar olayların arasında, git-gellerin, dün ile bugünün anlatıldığı bir romanda neden "Genç Osman"ın tiyatrosu yer alıyor?
Neden Gizemli Şahıs, Osman Hamdi Bey'in tablolarını derinlemesine konuşuyor? Ehemmiyeti ne?
Neden Süreyya her şeyden vazgeçip gitmişken geri geliyor Türkiye'ye ve Cemil Bey'in yanına?
"Kimi zaman acılı bir insanı en kolay, en acılı olan insan sarar."