Kulak ver bana Leyla sensizliğin minaresinden yazıyorum
Ant içiyorum ki senden sonra baharı yaşamıyacağım
Bu terkettiğin kimsesizler ülkesinde bir daha çiçek bitmeyecek
Ta ki sen güneş olup memleketime doğana kadar
Bir gün pembe çiçekler yetiştireceğim senin ışığında
Siyah gözlü kediler büyüteceğim
Uçsuz bucaksız tarlalar süreceğim
Sıcak ekmek kuyruklarına katılacağım
İncir ağaçlarını sulayacağım bir gün
Bir gün pembe çiçekler yetiştireceğim senin ışığında
Gelecek pembe görünüyor leyla
Müsterih ol
Uyumak!
Ne kadar sen kokan bir faaliyet leyla
Çıngıraklar doğuruyorum sensizliğin zulmetli gecelerinde
Sancıyan yerlerim var leyla
Ama buna dayanmalıyım
Sensizlğin bende bir parça kırmasına
Ya da annen olmak isterdim leyla
Leylak büklümlerini bakışlarıyla kanatan bir yıldızın annesi
Kundaklarımı parçalayan hiç doğmamış bir bebeğin annesi
Ben bu kadarım Leyla
Biraz sen ve geriye kalan yanım ise daha fazla sen
İnan çok yorgunum leyla
Şakaklarımdan ağrılar damlıyor
Göz kapaklarımda bir dinamik yasası keşfettim
Her sabah uyanmadan önce gözlerine dalıyorum Leyla
Yüreğim aynalardan daha kırılgan
Beynimde mazot kokuları var
Ellerim cinayetlere karışmış kadar katil artık
Bedenim sensiz ,ruhu çekilmiş duvara benziyor leylam...
meczup
Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan