" Sen uyurdun geceleri, ben öğlen. Ölümün yakın olduğu saatleri huzurla geçirdiğini düşünürdüm, göğsünün kalkıp indiğini görmeye çalışmamın o birkaç saniyelik karanlık telaşını bilmediğini. Burnuna ağzımı dayar, soluğunu çekerdim içime. Sana hayat veren, bana da versin diye…
Nefesin kesilirse benimki de kesilsin. Saçmaydı, kondurmazdım. Gençtik ikimiz de..."
" Aşk hiçbir zaman doğal nedenlerle ölmez. Ölür, çünkü biz onun kaynağını beslemeyi bilmeyiz; körlük ve hatalar ve ihanetler yüzünden ölür. Hastalıklardan, aldığı yaralardan ölür; bıkkınlıktan, bakımsızlıktan, susuzluktan, donukluktan ölür, ama asla doğal nedenlerle değil.
Her aşık, kendi aşkının katili olarak mahkemeye çıkarılmalıydı..."
" Kolonyalı küçük avuçlarını burnuna götürüp koklarken gözlerini yumdu. O anda, gözkapaklarının altında beni gördüğünü hayal ettim, bir daha ömrüm boyunca bana o gözlerden başka göz değmesin istedim."