Adem

Adem
@Ademturan
O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 01:50
Özellikle romanın ilk kısmını anlamak ve sindirmek için temiz kafayla okumanızı tavsiye ediyorum. Çünkü ilk bölüm aslında insanın kendi kendine yüzleşmekten bile çekindiği konulara o kadar güzel değinmiş ki her satır her paragraf bence çok değerli. Zaten Dostoyevski’nin insan ruhunun derinliklerini romana gayet etkin aktarmadaki başarısı su götürmez bir gerçek Romanın ilk bölümü kendi içine kapanmış, kendini dış dünyadan izole etmiş bir ‘Yeraltı Adamının’ itiraflarını, serzenişlerini, hakaretlerini kısacası iç dünyasında kendisiyle yüzleşmesini ele alıyor. Psikolojik yaklaşımlar ve anlatımlar o kadar iyi ki karakterin yaşadıklarını siz de hissediyorsunuz. İkinci bölümde ise karakterimiz dış dünyaya açılıyor. Bu bölümde ise karakterimizin olaylar karşısındaki düşünce değişimleri, tutarsız davranışları, bilgeliğin verdiği kibir ve gururun etkisiyle kendini diğer insanlardan üstün tutmasını ve buna benzer durumları analiz edilmekte. Genel itibariyle romandan çok etkilendim sizin de etkileneceğinizi düşünüyorum. İyi okumalar.
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025159,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·288 syf.··
2020 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 17:17
Kitap çıktığından beri çok ilgi gördü. Şaşmamak lazım. Sonuçta İlber Hoca gibi bir rol modelin hayattaki tecrübelerinin, seyahatlerinin ve o engin bilgi hazinesinin küçük de olsa bir yansıması. Sanat, tarih, edebiyat, kültür, kaliteli yaşam için bilgiler veriyor. O kadar derinlemesine değil tabii ki, bu söyleşiden elde ettiğiniz bilgiler sizin için bir rehber olabilir hayatınızda. Bu size kalmış. Ama kitabı öylece elime alırım okurum diye düşünüyorsanız da yanıldığınızı belirtmek isterim. Çünkü öyle bir kitap değil. Mutlaka not tutmalısınız ki kitabın size bir şeyler kattığının farkında olasınız. Geç de olsa okudum ve okurken sıkıldığımı pek hatırlamıyorum hatta bir ara daha az okuyup bitmesini ertelemek bile aklımdan geçmedi değil. İnsanlar yaşamının her döneminde tavsiyelere, uyarılara ihtiyaç duyar. Nasıl bir eğitim almalıyım? Verimli bir seyahat için nereleri nasıl gezmeliyim? Hangi kitabı okumalıyım? Hangi filmi izlemeliyim? Bu ve benzer sorularınıza İlber Hoca’nın söyleşisinde cevaplar bulabilirsiniz. Tabi burada İlber Hoca kadar Yenal Bilgici’yi de tebrik etmek lazım. Bazı yerlerde keşke şu konuya da girse dediğim yerler oldu. Ve gerçekten bazen içimdeki sorulara tercüman olurcasına İlber Hocaya benzer sorular sormuş. Benim ilgimi en çok çeken kısım İlber Hoca’nın hayatı yorumlarken belli bölümlere ayırmasıydı. 12-25 arası dönem, 25-40 arası dönem, 40-55 arası dönem ve nihayet 55 sonrası dönem. İlber Ortaylı hepsini ayrı ayrı yorumluyor ve siz de burada size düşen payı alıyorsunuz. Neticede okurken keyif aldım. Hayata biraz da olsa farklı yönlerden bakabilmeyi öğrendim. Hakkıyla okursanız kitap gerçekten size bir şeyler katıcaktır. İyi okumalar.
1000Kitap
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 01:27
+Yakmak Bir Zevkti Nedir fahrenheit 451? Kâğıdın yanması için gereken sıcaklık derecesi. İlgimi çeken kısmı doğruluğundan çok ifade ettiği anlam. Ele aldığı konu, yazarın anlatış şekli, karakterimizin merakı her sayfada bizi yavaş yavaş ele geçiriyor. Kuşkusuz yazar, romanın yazıldığı dönemden çok etkilenmiş olucak. Soğuk savaşın hakim olduğu, televizyonların tarih sahnesine henüz yeni yeni adım attığı dönemler. Kitap gerçekten çok etkileyici. Okurken heyecanla birlikte korkuyorsunuz da bir nebze. Uzun zamandır okumayı düşündüğüm fakat fırsat bulamadığım bir kitaptı. Okumayı düşünenler hiç beklemesinler. Başlayın hemen :) Yıl belki de 2642. İtfaiyeciler artık yangın söndürmüyorlar başlatıyorlar. Üstelik kitaplar insanları düşüncelere sevk ettiği ve mutsuzluğa yol açtığı için baskıcı yönetim tarafından yasaklanmıştır. Mekanik tazılar, yanmayan evler, ve çok hızlı böcekler. Kahramanımız Montag bir itfaiyeci. Haliyle görevi kitapları yakmak. Komşusu liseli kız Clarisse mcClean ile tanışır ve küçük kızla olan konuşmaları ona yeni ufuklara olan yolculuğunu başlatır. Yapmaması gerektiği halde kitabın bir kısmını okur ve merakı kitap saklamaya kadar gider. Düşünmeye başlamıştır artık: Milden ile nerede tanıştı, ne zaman evlendi? Hiçbir şey hatırlayamaz. Merakı gittikçe artar ve devamında sizi de serüvenin içine dahil eder. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. İyi günlerde okumanız dileğiyle.
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · DeBolsillo · 2006108,3bin okunma
Yaban
7/10
·214 syf.··
2020 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2020 23:36
Yakup Kadri Karaosmanoğlu 27 Mart 1974’te Mısır’ın başkenti Kahire'de dünyaya gelmiştir.1903’te İzmir idadisinde okumaya başlar.1905 Yılında tekrar doğduğu topraklara döner.1908 yılında meşrutiyetten önce İstanbul’a döner ve Mekteb-i Hukukta öğrenimine devam eder. Fakat 1911 yılında henüz Mekteb-i Hukuk'u bitirmeden eğitimine son verir. Daha önceden bireysel konulara ağırlık verirken bir süre sonra toplumsal konulara yönelir.1921 Yılında Kurtuluş Savaşını gözlemlemek için Ankara’ya çağrılır ve diyebiliriz ki sosyal gerçekliğe geçiş aşamasında bu önemli bir etkendir. Başarılı bir yazar olmasının yanında bir diplomattır da aslında. Tiran, Prag, La Haye gibi yerlerde elçilik görevini üstlenmiştir. Yaban romanını da 1932 yılında kaleme almıştır. Şüphesiz Kurtuluş savaşında Ankara’da bulunduğu yılların bu roman üzerinde çok etkisi var. Yaban’ın yanı sıra Kiralık Konak, Ankara, Sodom ve Gomore gibi birçok önemli eseri de mevcuttur. Yaban romanı Kurtuluş Savaşı dönemini ele alıyor. Eskişehir ve Ankara arasında bulunan bir köyde bir Türk subayının yaşadıkları ve düşündükleri anlatılmakta. Fakat asıl anlatılmak istenen Türk aydını ve Türk köylüsü arasındaki uçurum. Roman içerisinde çok sık olarak bu konuya değiniliyor ve suçlusu olarak da yine Türk aydını gösteriliyor. Bir alıntı yaparak devam etmek istiyorum. “Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki ne biçeceksin?..” Buna rağmen bundan önce okuduğum roman incelemelerinde Türk köylüsünün aşağılandığı ve hor
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma