Ne garip durumlar, midem bulandı çok bilmiş kendini siyasetçi sanan insanlardan, adı siyasetçi olarak geçen ama siyaset yapamayanlardan, kime oy verilmesi gerektiğini kafamıza çivi çakarcasına anlatmaya çalışanlardan, bunun üstüne bizi kimse bölemez gibi laflar edip kendiyle çelişkiye düşenlerden, bu milletin geçmişte türlü türlü siyasi partilere oy verdiğini unutup hor görmelerden, millet olarak bozulmuşsak işe kendimizi düzeltmekten başlamalıyız demeyenlerden, oturduğu kamu koltuğuna hak etmeyerek geldiği halde haktan bahsedenlerden, bu da yetmezmiş gibi apolitik olmak oy vermek istememek suçmuş gibi buna bile karışan sahte özgürlük savunucularından, SEÇİMDEN ZİYADE SİZLERDEN BIKTIK, bilin istedim!
A.D.E.
Evim gözümde tütüyor! Anacığımı özledim! Açım, siyah ekmeğe can atıyorum! Varsın bisküvi olmasın, hayır, şart değil. Annemin bana verecek bir parça siyah ekmeği, sıcak çorapları olurdu şüphesiz. Karnım doyardı, ısınırdım, Binbaşı Bey'in yumuşacık koltuğuna oturur, Dostoyevski'yi okurdum. Ya da Gorki'yi. İnsanın karnı tok, sırtı pek oldu mu başkalarının yoksulluklarını okuması, merhamete gelip iç çekmesi ne tatlıdır. Ama ne yazık, gözlerim boyuna kapanıyor. Yorgunum, yorgunum ben.
“Bir biçimde güzel olan kendi içinde güzeldir zaten ve alacağı bütün övgülerden ziyade kendi içinde tamdır.
Övgü hiçbir şeyi iyi ya da kötü yapmaz.
Herkesin güzel bulduğu şeyler için de geçerlidir bu. Örneğin sanat eserleri için de.
Gerçekten güzel olanın övgüye ihtiyacı yoktur.
Hakikatin, iyiliğin, mütevazılığın övgüye ihtiyacı mı olur?
Hangisi övüldüğünde iyi olur ya da yerildiğinde değersizleşir? Zümrüt övülmediğinde güzelliğini mi yitirir?
Peki ya altın, çiçek, fidan, kılıç, fildişi ve erguvanlar?”
Belki daha sonra hatırlamayacağın şeylere öylesine derin acı anlamlar yüklüyorsun ki, bir şekilde hepsinin sende kalıcı olmasına neden oluyorsun. Unutmamak için çabalıyorsun adeta. Olmayan bir engel yaratıyorsun kendine. Kendini zihninin içinde sözde "acı" bir düşünce ile oyalayıp duruyorsun. Olmayan bir acıyı hayatında kökleştirene kadar düşünmeye devam ediyorsun. İnan hiç kimse sana bu kadar uzun vadeli ve köklü bir kötülük yapamaz.
İnan hiç kimse sana bu kadar uzun vadeli ve köklü bir kötülük yapamaz...