Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
Birini sevmek, Onun bütün sevdiklerini ve/ya akrabalarını da sevmek zorunluluğunu taşıyamaz.
Sevmek, ancak bu eylemi oluşturacak insanların kendi aralarında, kendi gönül rızalarıyla kurabilecekleri tılsımlı bir bağdır.
‘Hiçbir sevgili öbürüne benzemez' denir.
Yalan değildir.
Yine de bütün bir yaşam içinde sevilenlerden bir tanesi öbürlerinden çok farklıdır.
Bıraktığı iz, yüzünüzde olmasa da, içyüzünüzde sık sık rastlayacağınız bir yolda kimi zaman gülümsetir, kimi zaman nanikler, hüzünlendirir, pişman eder, özletir...