Serap

Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
Sayfa 26
Alıntı
Reklam
Tatsız tuzsuz.
Gülümsedi kendi kendine. Hüzünlü, yalnız, gülümsedi. Esin gülümsedi. Kuru kuru. Gülümsedi. Tatsız tuzsuz gülümsedi.
Sayfa 140 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Nefret, hem edene, eninde sonunda da edilene bulaşan bir virüs gibi…
Sayfa 134 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Birini sevmek, Onun bütün sevdiklerini ve/ya akrabalarını da sevmek zorunluluğunu taşıyamaz. Sevmek, ancak bu eylemi oluşturacak insanların kendi aralarında, kendi gönül rızalarıyla kurabilecekleri tılsımlı bir bağdır.
Sayfa 126 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Mahfuz.
‘Hiçbir sevgili öbürüne benzemez' denir. Yalan değildir. Yine de bütün bir yaşam içinde sevilenlerden bir tanesi öbürlerinden çok farklıdır. Bıraktığı iz, yüzünüzde olmasa da, içyüzünüzde sık sık rastlayacağınız bir yolda kimi zaman gülümsetir, kimi zaman nanikler, hüzünlendirir, pişman eder, özletir...
Sayfa 112 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Kitap Alıntısı