Serap

“Borcu yok müruru zamana uğramış yüreğimin; Ne aşk, ne sevinç, ne de kin. Reddi miras eylemiş Beni vârislerim Alacağım da yok kimseden Hep beraber şu beni Gelin artık gömelim."
Sayfa 43 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Serap
Çağıdır şimdi kurgusal Bütün kötülüklerin. Kıyamet çoktan koptu Haberiniz yok. Siz hâlâ güneşin Her sabah doğuşuna güvenin. ( Deniz Feneri-Metin Altıok)
Reklam
Bir insanın sevgisini sunabilmesi, kendini ifade edebilmesi, aşkın kokusunu ve rengini bilmesi, derin bir eğitim, koca bir yürek ve yaşam boyu süren emek ister ki, ya cahillikten, ya tembellikten, ama en çok da korkaklıktan, bunu başaranların sayısı çok azdır.
Sayfa 64 - İkinci Basım: Haziran, 1994
Kitap Alıntısı
Serap
Gözünü budaktan esirgemeyen yiğitlerin bile korkak olduğu bir konudur aşk.
Çocuk doğuran erkek mi hayalimiz :D
Eski Türkler, hem demokrat, hem de feministtiler. Zaten demokrat olan toplumlar, genellikle feminist olurlar. Türklerin feminist olmasına başka bir neden de, eski Türklerce Şamanizmin kadınlardaki kutsal güce dayanmasıydı. Türk Şamanları, büyü gücüyle olağanüstülükler gösterebilmek için, kendilerini kadınlara benzetmek zorundaydılar. Kadın giysisi giyerler, saçlarını uzatırlar, seslerini inceltirler, bıyık ve sakallarını tıraş ederler dahası gebe kalırlar, çocuk doğururlardı.
Alıntı
Serap isimli okura yanıt verildi
Serap
Niçeda Ahahah benim de
Çocuk doğuran erkek mi hayalimiz :D
Eski Türkler, hem demokrat, hem de feministtiler. Zaten demokrat olan toplumlar, genellikle feminist olurlar. Türklerin feminist olmasına başka bir neden de, eski Türklerce Şamanizmin kadınlardaki kutsal güce dayanmasıydı. Türk Şamanları, büyü gücüyle olağanüstülükler gösterebilmek için, kendilerini kadınlara benzetmek zorundaydılar. Kadın giysisi giyerler, saçlarını uzatırlar, seslerini inceltirler, bıyık ve sakallarını tıraş ederler dahası gebe kalırlar, çocuk doğururlardı.
Alıntı
Serap
Başlığı görünce aklıma direkt bu video geldi. 😅 youtube.com/shorts/eN79BINg...
(4 Haziran 1933)
Dönsek mi bu aşkın şafağından, Gitsek mi ekâlîm-i leyâle? Bizden daha evvel erişenler, Ağlar bugün evvelki hayâle... Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek, Düştüyse gönüller bu melâle? Bir eldir ufuklardan uzanmış Zulmet bizi çekmekte visâle... Ahmet Haşim Eserlerinden Seçmeler (s.96) (Ekâlîm-i leyâl: gecelerin diyarları visâl: kavuşma, sevgiliye ulaşma zulmet: karanlık melâl: derin hüzün, iç sıkıntısı)
Serap
Ey kalb! Seni öldürmesin bir sâye-i şeb, İşte bir dest-i sâhir ü mahfî Sana nûr-u nücûmu indirdi.