“Borcu yok müruru zamana uğramış yüreğimin;
Ne aşk, ne sevinç, ne de kin.
Reddi miras eylemiş
Beni vârislerim
Alacağım da yok kimseden
Hep beraber şu beni
Gelin artık gömelim."
Bir insanın sevgisini sunabilmesi, kendini ifade edebilmesi, aşkın kokusunu ve rengini bilmesi, derin bir eğitim, koca bir yürek ve yaşam boyu süren emek ister ki, ya cahillikten, ya tembellikten, ama en çok da korkaklıktan, bunu başaranların sayısı çok azdır.
Eski Türkler, hem demokrat, hem de feministtiler. Zaten demokrat olan toplumlar, genellikle feminist olurlar. Türklerin feminist olmasına başka bir neden de, eski Türklerce Şamanizmin kadınlardaki kutsal güce dayanmasıydı. Türk Şamanları, büyü gücüyle olağanüstülükler gösterebilmek için, kendilerini kadınlara benzetmek zorundaydılar. Kadın giysisi giyerler, saçlarını uzatırlar, seslerini inceltirler, bıyık ve sakallarını tıraş ederler dahası gebe kalırlar, çocuk doğururlardı.
Eski Türkler, hem demokrat, hem de feministtiler. Zaten demokrat olan toplumlar, genellikle feminist olurlar. Türklerin feminist olmasına başka bir neden de, eski Türklerce Şamanizmin kadınlardaki kutsal güce dayanmasıydı. Türk Şamanları, büyü gücüyle olağanüstülükler gösterebilmek için, kendilerini kadınlara benzetmek zorundaydılar. Kadın giysisi giyerler, saçlarını uzatırlar, seslerini inceltirler, bıyık ve sakallarını tıraş ederler dahası gebe kalırlar, çocuk doğururlardı.
Dönsek mi bu aşkın şafağından,
Gitsek mi ekâlîm-i leyâle?
Bizden daha evvel erişenler,
Ağlar bugün evvelki hayâle...
Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bir eldir ufuklardan uzanmış
Zulmet bizi çekmekte visâle...
Ahmet HaşimEserlerinden Seçmeler (s.96)
(Ekâlîm-i leyâl: gecelerin diyarları
visâl: kavuşma, sevgiliye ulaşma
zulmet: karanlık
melâl: derin hüzün, iç sıkıntısı)