Serhat

Serhat
@AdjustingTheSun
I never set out to really please anyone. I’m just following my heart. youtu.be/StV9lElcvAY?si=...
Hipopotamlar
5/10
·147 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 17:38
Beat kuşağı aşağı, beat kuşağı yukarı derken, esnafla gereksiz samimiyetlerin sonucu insana bazen pişmanlıklar verir. Burada beat kuşağı ile esnafın ilgisi sahaftır. Tabii burada olay sahaf eleştirisi değil ama kitabı edinme şekli uzun sürünce anısı güzel olur. Bu tarz kitapları da seven az olur, bir iki basılır, sonra kaybolur. Beat kuşağı işte böyledir. Beat kuşağı tarihe bakarsak, ikinci dünya savaşı sonrası veya o civarlarda Amerika'da, New York'ta bir o yaka, bir bu yaka derken,(rey mysterio) şairler, yazarlar toplanmış, bu yazı hareketini icra etmişler. Buna da Beat Kuşağı denmiş. Zen felsefesi ve yol temalarını yansıtmışlar. Bu kuşağın önde gelenleri de işte bu kitabı yazanlar. Bu nesilden öncesine hani Jack London'ın Yol diye bir kitabı vardır, oradaki Hobolar diyebiliriz, sonrasına da Hippi'ler diyebiliriz. Bunlar da o ikisinin ara dönemi. Kitabın tercih edilme sebebi, tanıtımına bakarsak Beat kuşağı'nın öncü kitabı. O yüzden biraz bahsettim. Ama kitabın ilginç yanı yazılma ve yayımlanma arasında geçen 63 yıl. Kitabın içeriğinde yaşanan olayların gerçekten yaşanması ve içindeki karakterlerin, gerçekte öldükten sonra basılması. Bu ikisi küsmüş. Tabii bunu yazan Jack Kerouac abimiz yaşarken kitabı bastırmaya çalışmış ama olumlu cevaplar bulamamış. Kitabın konusu; bir William abimiz, bir Jack abimiz, olayları sırayla 2 karakter gözüyle olayları sıralar. 4 genç vardır. İçerler gezerler, bir şeyler yapmaya çalışırlar, yapamazlar, öyle bir döngü de geçer. Gerçek hayatta bu karakterlerden ikisi olan Lucien Carr ve David Kammerer'in ilişkisi, takıntı ve homoseksüellik durumuna evrilen bir ilişkiye dönerken, bu ilişkinin sonunda Lucien Carr, bu David'i öldürür. Bu planlı bir cinayet midir, kaza mıdır, gidip daha derin araştırmak gerekir elbet ama sonuçta kitapta bu
Edebiyat
Ve Hipopotamlar Tanklarında HaşlandılarJack Kerouac · Sel Yayıncılık · 2015308 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 03:17
"Chinaski, şiiri benim için mahvettin... seni okuduğumdan beri başka bir şey okuyamıyorum..." . Bukowski'nin köşede kalmış, derlenmiş son şiirleri, yayımlanmış son kitabı. Bir bütün olarak Charles Bukowski ye baktığımda, burada yayımlanan şiirlerinde yaklaşan sonuna, bir son duygusuna yer vermiş. Yer yer tartmış kendini, eskiyi anmış, çocukluğuna gitmiş bir ara. O alışılmış pis moruk havasında pek değildi. Bu şiir kitabı ile Bukowski'ye başlanmaz yani, onu biraz tanımak lazım. . Bana göre tüm yazdıkları birbiriyle bağlantılı. Okuduğum öykülerinde, romanlarında, şiirlerinde birleştiriyorum kendisini. Kendinden nefret etmekten; kendini yüceltmeye doğru savrulan, yetenekli, akıllı ve karizmatik bir adam olmasına rağmen, kendisi bağımlılığa, duygusallığa ve nihilist eğilimlere çok müsait. Bazen güzel, bazen iğrenç ama çoğu zaman dürüst, eğlenceli, geleneksel toplumun dışında var olan, farklı bir bakış açısı onunki...
Edebiyat
Canlılar ve Ölüler İçin FırtınaCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 2019134 okunma
İlk Roman
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 01:39
Postane, Bukowski'nin 1971'de yayımlanan ilk romanı. Bu romanın yazılma macerası şöyle gerçekleşmiş. Bukowski'nin ilk şiirleri, yazıları kitapçıklarda, dergilerde, ince broşürlerde olurmuş. Onlardan birinde John Martin isimli bir yayıncı, Bukowski'nin şiirlerini okumuş. Charles Bukowski'yi yeni Walt Whitman olarak görmüş. (Walt Whitman Amerika Birleşik Devletleri açısından üne kavuşan ilk şair, Çimen Yaprakları eseriyle ünlü, hani Breaking Bad'de bacanak Hank tuvalette bir kitap buluyor ya...) . Bu John Martin, Bukowski'nin ve ona benzer yazarların eserlerini yayınlamak amacıyla 1966 yılında, Black Sparrow Press adında Los Angeles'ta bir yayınevi kurmuş. Burası Bukowski'ye matbaa, malzeme açısından imkan sağlamış. Bu yayınevinin 1966'da yaptığı ilk yayın, Bukowski'nin şiir broşürü olmuş. 1969 yılına gelindiğinde, John Martin, o zamanlar Postane'de çalışan Charles Bukowski'ye işini bırakıp tam zamanlı yazarlık yapması için ayda 100 dolar maaş teklif etmiş. Bukowski'de teklifi kabul etmiş. Yaklaşık 3 hafta sonra Bukowski ilk romanı olan Postane 'yi sunmuş. . Postane'de Bukowski; 1952'de çalışıp, istifa edip, at yarışları ile hayatını idame ettirip, 1958'de tekrardan postane'ye çalışmaya döndüğü dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitapta da her zamanki Chinaski olarak karşımıza çıkıyor olsa da, daha masum bir Chinaski var karşımızda. Açık, seçik, dürüst, alaycı, mizah anlayışı aynı ama işte onun ilk hali bence...
Edebiyat
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,643 okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 17:23
Baron Begge bir novella. Novella nedir? Roman gibi ama roman değil, uzun öykü gibi ama o da değil, ikisinin arasında bir yer. Yazar Stefan Zweig ile arkadaş ve olayı anlatış şekli onun tarzına çok benziyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. . İlk bölüm Stefan Zweig ile Alexander Lernet-Holenia mektuplaşmasını içeriyor. Kibar ve dostane bir konuşma geçiyor aralarında. . İkinci bölüm Baron Begge, birinci dünya savaşı sırasında orduda süvari subayı olarak görev yapan Avusturyalı kahramanımızın yaşadığı bir olaydaki deneyimini anlatıyor. Başlarında ruhsal olarak dengesi bozulmuş bir komutan var. Komutan onlara bir köprüye saldırma talimatını veriyor. Askerler Ruslarla karşılaşacaklarını beklerken, bu minik ordunun başına esrarengiz bir olay geliyor. Yazar bu olayın atmosferini ve ortamın mistik havasını yavaş yavaş işliyor. Gerilimi adeta yaşatıyor. . Üçüncü bölüm yazarın otobiyografisi... . Genel olarak güzeldi.
Edebiyat
Baron BaggeAlexander Lernet-Holenia · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024208 okunma
Şer Saati ve anlatılmak istenenler
8/10
·188 syf.··
2023 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2023 14:00
"Adalet ayağını sürükleye sürükleye yürüse de, sonunda varacağı yere varıyor." . Şer saati karakterleriyle, gidişatıyla karışık bir kitap. Bu inceleme spoiler içerir. . Güney Amerika'da bir ülkenin, bir kasabasında yağmurlu bir sonbahar. Halk zor durumda ve diktatör rejim altında yönetiliyorlar. Cesar Montero isimli bir karakter bir sabah kapısına bulduğu notla aniden harekete geçerek köyün papazını öldürüyor. Buna benzer notlar kasabadaki evlerin kapılarına gizlice asılıyor. Çoğu kişi bu notların saçmalık olduğunu düşünürken, gerçekleşen bu ilk cinayet, kasabadaki şiddetin tetiklenmesini temsil ediyor. Yani bu kasaba için Şer saatinin başlangıcı. Kasabada hem polis şefi hem de belediye başkanı olan bir karakter var. Soruşturmayı ağırdan alıyor. Bu notlardaki yakıştırmalar daha fazla kişinin yaşantısını etkilemeye başladığında, belediye başkanı sıkıyönetim ilan ediyor, sokağa çıkma yasağı getiriyor. Geceleri sokaklarda nöbet tutacak adamlar yerleştiriyor. Başkan anlaşamadığı kişilere ve düşmanlarına bu sıkıyönetim şartlarında zor kullanıyor. Yargıç; hukuğu sağlaması gerekirken bu düzenin zorbalığı arasında kalıyor. Rahip, notlarda yazanlar ile, günah çıkarmaya gelen insanların fikirleri arasında kalıyor. İnsanların günah çıkarırken yalan söylediği anlamına geliyor. Belediye başkanı hükûmetin gücünü temsil ediyor. Rahip, dişçi, yargıç ve belediye başkanının ilişkisi, başkanın aldığı kararlar üzerinden bir sistem eleştirisi yapılıyor. Yani herkes tarafından sorunun ahlakta olduğu düşünülen ortamda, asıl sorunu yaratan tarafın, politik taraf olduğunun vurgusu yapılan bir sistem eleştirisi. Gabriel Marquez seviyorsanız öneririm, onun dışında olmasa da olur... Selamlar sevgiler.
Edebiyat
Şer SaatiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20201,297 okunma