Beat kuşağı aşağı, beat kuşağı yukarı derken, esnafla gereksiz samimiyetlerin sonucu insana bazen pişmanlıklar verir. Burada beat kuşağı ile esnafın ilgisi sahaftır. Tabii burada olay sahaf
"Chinaski, şiiri benim için
mahvettin... seni okuduğumdan beri
başka bir şey okuyamıyorum..."
.
Bukowski'nin köşede kalmış, derlenmiş son şiirleri, yayımlanmış son kitabı. Bir bütün olarak
Charles Bukowski ye baktığımda, burada yayımlanan şiirlerinde yaklaşan sonuna, bir son duygusuna yer vermiş. Yer yer tartmış kendini, eskiyi anmış, çocukluğuna gitmiş bir ara. O alışılmış pis moruk havasında pek değildi. Bu şiir kitabı ile Bukowski'ye başlanmaz yani, onu biraz tanımak lazım.
.
Bana göre tüm yazdıkları birbiriyle bağlantılı. Okuduğum öykülerinde, romanlarında, şiirlerinde birleştiriyorum kendisini. Kendinden nefret etmekten; kendini yüceltmeye doğru savrulan, yetenekli, akıllı ve karizmatik bir adam olmasına rağmen, kendisi bağımlılığa, duygusallığa ve nihilist eğilimlere çok müsait.
Bazen güzel, bazen iğrenç ama çoğu zaman dürüst, eğlenceli, geleneksel toplumun dışında var olan, farklı bir bakış açısı onunki...
Postane, Bukowski'nin 1971'de yayımlanan ilk romanı. Bu romanın yazılma macerası şöyle gerçekleşmiş.
Bukowski'nin ilk şiirleri, yazıları kitapçıklarda, dergilerde, ince broşürlerde olurmuş. Onlardan birinde John Martin isimli bir yayıncı, Bukowski'nin şiirlerini okumuş. Charles Bukowski'yi yeni
Walt Whitman olarak görmüş. (Walt Whitman Amerika Birleşik Devletleri açısından üne kavuşan ilk şair, Çimen Yaprakları eseriyle ünlü, hani Breaking Bad'de bacanak Hank tuvalette bir kitap buluyor ya...)
.
Bu John Martin, Bukowski'nin ve ona benzer yazarların eserlerini yayınlamak amacıyla 1966 yılında, Black Sparrow Press adında Los Angeles'ta bir yayınevi kurmuş. Burası Bukowski'ye matbaa, malzeme açısından imkan sağlamış. Bu yayınevinin 1966'da yaptığı ilk yayın, Bukowski'nin şiir broşürü olmuş. 1969 yılına gelindiğinde, John Martin, o zamanlar Postane'de çalışan Charles Bukowski'ye işini bırakıp tam zamanlı yazarlık yapması için ayda 100 dolar maaş teklif etmiş. Bukowski'de teklifi kabul etmiş. Yaklaşık 3 hafta sonra Bukowski ilk romanı olan
Postane 'yi sunmuş.
.
Postane'de Bukowski; 1952'de çalışıp, istifa edip, at yarışları ile hayatını idame ettirip, 1958'de tekrardan postane'ye çalışmaya döndüğü dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitapta da her zamanki Chinaski olarak karşımıza çıkıyor olsa da, daha masum bir Chinaski var karşımızda. Açık, seçik, dürüst, alaycı, mizah anlayışı aynı ama işte onun ilk hali bence...
Baron Begge bir novella. Novella nedir? Roman gibi ama roman değil, uzun öykü gibi ama o da değil, ikisinin arasında bir yer. Yazar Stefan Zweig ile arkadaş ve olayı anlatış şekli onun tarzına çok benziyor. Kitap üç bölümden oluşuyor.
.
İlk bölüm
Alexander Lernet-Holenia mektuplaşmasını içeriyor. Kibar ve dostane bir konuşma geçiyor aralarında.
.
İkinci bölüm Baron Begge, birinci dünya savaşı sırasında orduda süvari subayı olarak görev yapan Avusturyalı kahramanımızın yaşadığı bir olaydaki deneyimini anlatıyor. Başlarında ruhsal olarak dengesi bozulmuş bir komutan var.
Komutan onlara bir köprüye saldırma talimatını veriyor. Askerler Ruslarla karşılaşacaklarını beklerken, bu minik ordunun başına esrarengiz bir olay geliyor.
Yazar bu olayın atmosferini ve ortamın mistik havasını yavaş yavaş işliyor. Gerilimi adeta yaşatıyor.
.
Üçüncü bölüm yazarın otobiyografisi...
.
Genel olarak güzeldi.