Raif Efendi'nin defteri burada bitiyordu. Diğer sahifelerde hiç bir not, hiçbir kayıt yoktu.
Sanki, büyük bir korkuyla sakladığı ruhunu bir kereye mahsus olmak üzere dışarıya, bu defterin yapraklarına aksettirmiş, ondan sonra gene içine kapanıp senelerce susmuştu.
" Mutlaka gitmeli! Tek çıkar yolumuz bu baba. Onun Gregor olduğu düşüncesini aklından çıkar artık. Bizi bu kötü duruma düşüren bu kadar zaman onun Gregor olduğuna inanmamızdı. O, Gregor olabilir mi? Eğer Gregor olsaydı, insanların böyle bir yaratıkla aynı evde yaşamasının olanaksızlığını anlar, çoktan kendisi çıkar giderdi. Gitseydi evin oğlu, abim olmazdı ama biz de yaşamımızı sürdürür, tertemiz anısını içimizde tutardık. Oysa şimdi ne yapıyor, peşimizden ayrılmıyor, kiracılarımızı kovuyor, herhalde bütün ev kendisine kalsın diye bizi de kovmak niyetinde. Baksana baba.!"
"Benim hayatta sizin kadar tecrübem yok.
Pek az insanla tanıştım ve daima kendimle yaşadım. Görüyorum ki, başka yollardan gittiğimiz halde ikimiz de aynı neticeye varmışız: İkimiz de birer insan arıyoruz , kendi insanımızı..."