her sabah yeniden başlıyorum yaşamaya. Pembeleri, mavileri yeniden seviyorum. Ağacı, duvarı, parmaklığı, hapisliği yeniden öğreniyorum. Ve yarının, yani bir gün sonrasının Yılmaz Güneyi olmaya, onun dokusunu dokumağa başlıyorum. Hergün, titizlikle atılmış bir ilmiktir çünkü; yenileşen hücrelerimizin bir katıdır. Hergün, kendimizle, geçmişimizle, geleceğimizle, yaptıklarımızla, yapacaklarımızla bir hesaplaşmadır.