Yasin Velioğlu

Yasin Velioğlu
@Aesthetey
A romantic in aesthetic way
Zaten herkesin yaşamında böyle olmaz mı? Yaşamınızdaki sayılı günlerden bir tekini silin... yazgınızın yönü kim bilir nasıl değişik olurdu! Bunu okurken bir dakika durun, sizi çekip götüren zinciri düşünün; ister demirden olsun ister altından, ister çiçeklerden ister dikenlerden örülü olsun... o unutulmaz günlerin birinde ilk halkası yaratılmasaydı, bu zincir belki de size, yaşantınıza hiç dolanmayacaktı!
Sayfa 102
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Artık canlarına tak ettiği için düzenli mevkilerini bırakanların en ünlüsü Mozart'tı. Görevini bıraktıktan sonraki ilk bir iki yıl içinde verdiği derslerden, üye olanlar için çaldığı konserlerden ve sipariş üzerine bestelediği operalardan kazandığı paralarla iki yakasını bir araya getirmeyi başarmıştı. Ne var ki sipariş aldığı müşterilerinden birini memnun edememiş, müşteri imparator II. Joseph ünlü ifadeleriyle yakınmıştı Mozart'tan: "ÇOK FAZLA NOTA, SEVGILI MOZART, COK FAZLA NOTA."
Sayfa 167
Alıntı
İnsanın Üretken Gücü ve Yaşamın Değeri
Yaşamın kutsal olduğu inancına varmamız rastlantı degildir. Uygarlığımız, yaratıcı biçimde kullanılan insan enerjilerinin bir toplamıdır. Edebiyat, müzik, mimarlık, tıp ve felsefenin tümünü, enerjilerini yaratıcı biçimde yönlendiren bireylere borçluyuz. Bu tür yaratıcı faaliyetler yaşamı korunmaya değer kılar. Ancak yarattğımız güzellige dayanarak insanlık harikalarından, insanın zenginliğinden ve insan dehasından sõz edebiliriz. Kendimize düzdüğümüz methiye, yarattığımız bu "güzelliğe" dayanır.
Sayfa 134
İçimizde hep, neyin doğru neyin yanlış olduğu duygusu vardır. Bu görüş tabii ki görecedir ve yalnızca insanın yaşına ve deneyimlerine değil, ekonomik, sosyal ve politik değişikliklere de bağlıdır.Ama biz her aşamada, kendi konumumuzu, her zaman ya da hemen hemen her zaman, tüm öteki konumlar karşısında en doğru konum olarak görürüz. Çelişkileri ve değişim sürecini görmek yerine, anlık durumu, ebedi doğru ve gercek olarak ele alırız. Kuşaklar, kültürler, sınıflar arasında ve sayısız günlük olayda kendi lehimize yargılamalarda bulunuruz. Bu anlamda birçok tarafa ait oluruz - kimileri geçicidir bunların, kimileri de omür boyu sürer.
Sayfa 125 - İletişim Yayınları
Alıntı
Taraf seçmek, insanı gelişmekten, denemeler yapmaktan iletişim kurmaktan alıkoyar. Taraf seçmekle, içine hevesle kendimizi hapsettiğimiz gettolar kurmuș oluruz. Öteki, yanlış taraftadır. O, bizlerden biri degildir. Biz üstünüz. Onlar bizden aşağıda. Bizim tarafla ilgili her şeyi ezbere biliriz. İnançlarımızı, görüşlerimizi erdemlerimizi gece gündüz, değişmeyen bir nakarat gibi yineleriz. Şüphe, moralimizi bozar. Takım ruhuna ters düșer. Her türlü kuşku aidiyet duygumuza gólge düşürür ve bizi kaybolmuşluğa doğru götürür. Seçmek, bir yere ait olmak demektir. Ait olmakla da dostluklar kazanırız. Aksi halde toplum dışına itilmiş oluruz.
Sayfa 118
Alıntı