Afran

Odamdan bir gün bile çıkmasam pas tutan ben, ara sıra da olsa, saat dört gibi günü kurtarmak için geç bir vakitte, karanlığın gölgeleri çoktan gün ışığına karışmışken kaçamak bir yürüyüşe koyulduğumda bedelini ödeyeceğim bir günah işlemiş gibi hissederim.
Reklam
Sanırım dünyevi meşgalelerden tamamıyla uzaklaşarak dağlarda, tepelerde, kırlarda gezinmeye günde en az dört saat -hatta genelde daha da fazla- harcamadan ruh ve beden sağlığımı koruyamam. Aklımdan geçenlerin beş para etmez ya da dünyalara bedel olduğunu düşünebilirsiniz. Bazen tüccarların ve esnafların pek çoğunun sabahtan akşama kadar, sanki bacaklar ayakta dikilmek ya da yürümek için değil de oturmak için yaratılmış gibi bağdaş kurup oturduklarını hatırladığımda, bu adamların bunca zamandır hâlâ intihar etmemiş oldukları için övgüyü hak ettiklerini düşünürüm.
Yürüyüşümüzün yarısı ayağımızı önceden bastığımız yerlerde dolaşmakla geçiyor. Bizler en kısa yürüyüşe bile ölümsüz bir macera yaşama hevesiyle, asla geri dönmemecesine atılmalıyız. Mumyalanmış kalplerimizi terk edilmiş krallıklarımıza kutsal birer emanet olarak geri göndermeye hazırlıklı olmalıyız. Annenizi, babanızı,kardeşlerinizi, karınızı, çocuklarınızı ve arkadaşlarınızı terk etmeye ve onları bir daha görmemeye hazırsanız; borçlarınızı ödeyip vasiyetinizi hazırladıysanız, tüm işlerinizi yoluna koyduysanız ve artık özgür bir adamsanız, o halde yürümeye hazırsınız demektir.
Sans terre kelimesinden kimileri evsiz ve yurtsuz anlamını türetse de aynı kelime olumlu tarafından bakıldığında "belli bir yeri yurdu olmamak ancak her yerde evinde gibi olmak" anlamına da gelecektir.
'Gelenek, belleğin varlık nedenidir. O, geçmişi düzenler, anlamlandırır, geleneği kurar ve geçmişe bir bilinç atfeder. Tarih incelemelerinin bir noktadan sonra, geçmişin olgusal incelenmesinden uzaklaşarak, söylemlerin incelenmesine doğru kaymak zorunda kalması da bundandır. Tarih, şimdiki zamanı bir olgu, salt yaşanmış bir gerçeklik olarak etkilemez; aksine bugüne aktarılan ve insanları yönlendiren şey, söylemlerdir. Tarih, hatırlama yoluyla ve kültürel bellek aracılığıyla söyleme dönüşür ve insanların kültürel evrenlerine geçiş yapar. İnsanların zihinlerinin, tarihsel olarak şekillenmesi söylemler aracılığıyla sağlanır.