"Şimdiye dek en az üretim yapan sanatçı ve bilim insanı ekibi, aynı zamanda en çok ilgi toplayan ve endişe uyandıran gruptu. 'Mutlak özdeşleşme' üzerinde çalışan kişilerdi bunlar. Sinema tarihi onlara ilham kaynağı olmuştu. Önce ses, sonra renk, stereoskopi ve ardından Cinerama kullanılarak eskinin 'resimli radyosu' gitgide gerçek hayata yakınsar olmuştu. İşin sonu nereye varacaktı? Tabii ki son aşama, izleyiciye izleyici olduklarını unutturmak, onları aksiyona dahil etmekti. Bunu başarabilmek için tüm duyulara hitap etmek gerekiyordu; belki bir parça da uyarıcı lazım olabilirdi; ama çoğu kişi uygulanabilir olduğunda hemfikirdi. Hedefe ulaşınca insan deneyiminde inanılmaz bir sıçrama yaşanacaktı. Kişi hiç değilse bir süreliğine bir başkasının yerine geçebilecek, gerçek ya da hayal ürünü akla gelen her türlü maceraya atılabilecekti. Başka canlıların duyularını kaydetmek mümkünse bitki veya hayvan bile olabilecekti. Ve 'program' sona erdiğinde gerçek hayat kadar canlı bir hatıra edinmiş olacaktı; sanal ile gerçeği ayırt etmenin imkanı yoktu.