Mesafe diyorum… Aynı yağmuru izleyip ıslanamamaktır. Aynı gökyüzüne bakıp aynı yıldızı tutamamaktır. Sen başka bir şehirde yağmuru camdan izlerken, ben burada aynı yağmurda yürürüm. Islanan saçlarımda sen yoksundur, üşüyen ellerimi ısıtacak ellerin yoktur. Otobüsün en arka koltuğunda otururken, el ele binip kahkaha atan sevgilileri görürüm. İçimde bir şeyler kopar ama yüzümde belli etmem. İnsan bazen en büyük hüznü sessizce yaşar. Kimse fark etmez, çünkü alışmışız güçlü görünmeye.
Yan yana olanlar, aslında ne kadar zor bir şeyi başardıklarını bile bilmezler. Sarılabilmenin, aynı sofrada oturmanın, bir bakışla anlaşmanın kıymetini düşünmezler. Oysa biz, yokluğun içinde sevgiyi ayakta tutmaya çalışırız. Bir kelimeye, bir mesaja, bir sese tutunuruz. “Uzaklara bakma sevgilim, bir gölge yakının dayım,” demiştin ya… O cümle içime öyle bir yerleşti ki, artık nereye baksam sen varsın. Uzaklara bakmasam bile, kalbim hep sana doğru yürüyor.
Aşk sanıldığı gibi öpüşmek değildir Lilyum. Aşk, sarılmayı hayal etmektir. Aşk, gecenin bir yarısı uyanıp “şu an yanında olsaydım” diye düşünmektir. Aşk, binlerce kilometre ötede bile sevmekten vazgeçmemektir. Aşk, herkes uyurken bir kalbin başka bir kalp için uyanık kalmasıdır.