Düşmanlar ve haşerat-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabir ile dünya arasındaki aynı muvazenedir.
Maahâzâ, Cenab-ı Hak da bir saatlik lezzeti terketmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin.
Öyle ise, kayıdlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah'ın davetine icabet et.
Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz.
Zira dünya durmuyor, gidiyor.
İnsan da beraber gidiyor.
Sen de yolcusun.
Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir.
Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış.
Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır.
Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir.
O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır.
Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok.
Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
Mesnevi-i Nuriye - 130 Bediüzzaman Said Nursî
Hâlık-ı Rahîm'in hazır nâzır olduğunu düşünüp, ondan başkasının teveccühünü aramayarak; huzurunda başkalarına bakmak, meded aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmek ile o riyadan kurtulup ihlası kazanır.
İhlas Risalesi - 41
Medar-ı necat ve halas, yalnız ihlastır. İhlası kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlaslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır. İhlası kazandıran harekâtındaki sebebi, sırf bir emr-i İlahî ve neticesi rıza-yı İlahî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlahiyeye karışmamalı.