Canoğlu

Canoğlu
@Ahmet_Canoglu
Karanlığa bir mum yak...
Yeminli Tercüman
PhD
128 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Ebu Hasan Ali el Hasan en Nedvi, özet olarak, "Mukayeseli çalışmaya olan ihtiyaç büyüktür. Çünkü Müslüman, mukayese yapmadıkça, İslam'ın ve bu ebedi ve kamil din kanalıyla Allah'ın kendisine verdiği nimetin değerini bilemez. Müslüman, İslam'ın ibadet ve inanç esaslarını diğer dindekilerle mukayese etmedikçe, İslam'a olan şükür ve övgüyü hakkıyla takdir edemez" diyerek Dinler Tarihi'nin önemine işaret etmiştir.
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başarı adını verdiğimiz şeyin insanların hayranlığını celbedecek bazı nesne ve durumları ele geçirmek olmaması lâzım. Biz Müslüman olmanın başarısını kendi başımıza doğruluğunu bildiğimiz, doğruluğundan emin olduğumuz hususlarda aramalıyız. Onun için sadaka bizim Allah'a olan sadakatimizin belirtisi olabiliyor. Sadakalar açıktan açığa verilmediği zaman daha makbul. Bunun mânası, bizim her hal ü kârda başarıyı öbür dünyada alacağımız mükâfatın bir parçası olarak kabul ettiğimizdir. Başarımızın mükâfatı bu dünyada verilmişse bu biraz da kayıp gibi bir şey oluyor, çünkü öbür dünyadaki mükâfatın riske atıldığı korkusunu taşıyoruz içimizde. O yüzden kişi olgunluğu, şahsî olgunluk, vazgeçemeyeceğimiz bir şey. Bundan kimsenin haberi yok, dediğimiz zaman bile mutlaka birinin haberi vardır. Verdiğimiz sadakayı kimse görmediyse en uygun davranış yerine getirilmiştir. Biz zaten kimse görmediği için, asıl gören gördüğü için onu gizlice yapıyoruz. İsmet Özel
Din
Al-i İmran Sûresi
92 . [Ey Müminler!) Sevdiğiniz, değer verdiğiniz mallarınızdan [sırf Allah rızası için) hayırlı işlerde harcamadıkça gerçek manada iyilik ve dindarlık mertebesine asla erişemezsiniz. İyilik ve hayır yolunda ne harcarsanız Allah onu bilir ve mükafatını en güzel şekilde verir.
Din
..Ahlâken olgunlaşması öngörülmüş insanlar Allah korkusu taşıyarak doğruyu ika etmelidir. Diğer insanların doğru kabul ettikleri şeyleri yaparak değil, kendilerinin Allah'a olan bağlılığı dolayısıyla doğru konusunda bir emniyet sahibi olmaları gerekiyor. İsmet Özel
Edebiyat
Biliyorsunuz, Immanuel Kant şöyle demiştir: "Batmakta olan bir gemideki son hükümlünün idam cezası infaz edilmelidir." Yani nasıl olsa bu gemi batacak, herkes gibi mahkûm da ölecek, öyleyse bu cezayı infaz etmeyelim, diyebiliriz. Hayır! Suçlu idam edilmelidir. Gemi batar veya batmaz... O ayrı bir mesele... "Kant ahlakı"nda böylesine çok dışsallaştırılmış, çok formalize edilmiş olan şey, "Islâm ahlâkı"nda, biz Müslümanların kendi kendimizin hâkimi olmamız, nefsanî yönelimlerimiz konusunda bencillikten arınmamız, mutlaka soyut mânâda hak, adalet meselesini kendi ilkelerimiz olarak kabul etmemiz bakımından, ferdin olgunlaşmasına dönük bir şey olarak hayatiyet kazanıyor. Ahlâken olgunlaşması öngörülmüş insanlar Allah korkusu taşıyarak doğruyu ika etmelidir. Diğer insanların doğru kabul ettikleri şeyleri yaparak değil, kendilerinin Allah'a olan bağlılığı dolayısıyla doğru konusunda bir emniyet sahibi olmaları gerekiyor.
Din