Biliyorsunuz, Immanuel Kant şöyle demiştir: "Batmakta olan bir gemideki son hükümlünün idam cezası infaz edilmelidir." Yani nasıl olsa bu gemi batacak, herkes gibi mahkûm da ölecek, öyleyse bu cezayı infaz etmeyelim, diyebiliriz. Hayır! Suçlu idam edilmelidir. Gemi batar veya batmaz... O ayrı bir mesele... "Kant ahlakı"nda böylesine çok dışsallaştırılmış, çok formalize edilmiş olan şey, "Islâm ahlâkı"nda, biz Müslümanların kendi kendimizin hâkimi olmamız, nefsanî yönelimlerimiz konusunda bencillikten arınmamız, mutlaka soyut mânâda hak, adalet meselesini kendi ilkelerimiz olarak kabul etmemiz bakımından, ferdin olgunlaşmasına dönük bir şey olarak hayatiyet kazanıyor. Ahlâken olgunlaşması öngörülmüş insanlar Allah korkusu taşıyarak doğruyu ika etmelidir. Diğer insanların doğru kabul ettikleri şeyleri yaparak değil, kendilerinin Allah'a olan bağlılığı dolayısıyla doğru konusunda bir emniyet sahibi olmaları gerekiyor.