Gurnah'ın kendi hayatını kaleme aldığı bir kitap.
Gurnah Tanzanya Zanzibar'da müslüman bir ailede doğmuştur . Fakat kitap ta ne ailesinin ne de kendisinin müslümanlığı ile ilgili bir anlatıya rastlanmıyor.
16 yaşında İngiltere'ye gelmiş ,geldiği topumun kültüründen bir kırıntı kalmamış ,batıda başka birisine dönüşmüş ,ama siyahiliği ve Afrikalılığı sebebiyle batıda da benimsenememiş bir göçmen.
Aitsizlik hissini her satırda okuyucuya hissettiriyor.
Oysa ,batıya Afrika insanının bağ kurma duygusunu , sadakat ve alçak gönüllülüğünü götürmüş ,ama çevresinde eşi ,çocuğu ve eşinin ailesi tarafından bu yönleri acziyet olarak görülmüş.
Çevresinin ,bencilliklerine karşı içinde yaralar biriktirmiş, bu yaraların tekrar tekrar deşilmesinden yorulduğu için sessizliği bir zırh gibi kuşanmış.
Gurnah doğmadan önce babasının kimseye bir şey söylemeden evini ülkesini terk ediş sebebini de buna yorumluyor ,yıllar sonra.
''Batı ,duymak istediklerini söyleyenlere Oskar ödülünü verir'' sözünü haklı çıkaran bir kitap diye düşünüyorum.
Çünkü kitapta Tanzanya'nın İngiliz yönetimindeki sömürgesine klasik bir kaç cümle ile değinilirken , kendi yöneticilerinin beceriksizlikleri ,yetersizliklerine o kadar çok örnekler ve detaylar verir ki ülkenin geri kalmışlığının ve sorunlarının sebebini yine Afrikalılığa bağlamaktan kurtulamayız.
Yazarımız ,Müfide Feride Tek işgalci kültürlerin ağırlığında ezilen yeni nesillerin kimlik parçalanmalarını kaleme almış.
Romanda Heybeli ada ruhban okulunda (Romanda Bizans koleji olarak geçiyor) Türk genç kızlarının Amerika hayranı olarak büyülenme süreçleri ele alınmış.
Müfide Feride'nin babası paşa yaveri olduğu için Trblusgarb'ta bir Fransız okulunda okumak zorunda kalmıştır. lise'yi de Fransa'da okumuştur. Bu süreç içinde misyonerlik çalışmalarına maruz kalmıştır. Bu yüzden roman kahramanlarını üretirken gerçekçi bir roman yazmıştır.
Roman 1924 yılında yazılmasına rağmen çok güzel bir dil ve edebi özellikler taşımaktadır. 1800 lerden başlayarak son iki yüz yılıda Türk toplumunun giderek kimlik erezyonu yaşaması ,gençlerin giderek kendi topraklarına ve insanına küçümseyerek bakmalarının ana sebebinin işgalci küresel kültürün propagandaları olduğunu yazarımız başarıyla okuyucusuna iletebiliyor.
Satırları okurken , Ahmet Cevdet Paşa'nın ilk hanım romancımız Fatma Aliye'nin kızı İSMET'in rahibe oluşu aklımıza geliyor.Veya Namık Kemal 'in torunu SELMA EKREM'in Amerikan kolejini bitirince kıyafet özgürlüğü ve şapka giyebilmek için Amerikaya gitmesi 1986 da Amerikada ölümünü hatırlıyoruz.