Gurnah'ın kendi hayatını kaleme aldığı bir kitap.
Gurnah Tanzanya Zanzibar'da müslüman bir ailede doğmuştur . Fakat kitap ta ne ailesinin ne de kendisinin müslümanlığı ile ilgili bir anlatıya rastlanmıyor.
16 yaşında İngiltere'ye gelmiş ,geldiği topumun kültüründen bir kırıntı kalmamış ,batıda başka birisine dönüşmüş ,ama siyahiliği ve Afrikalılığı sebebiyle batıda da benimsenememiş bir göçmen.
Aitsizlik hissini her satırda okuyucuya hissettiriyor.
Oysa ,batıya Afrika insanının bağ kurma duygusunu , sadakat ve alçak gönüllülüğünü götürmüş ,ama çevresinde eşi ,çocuğu ve eşinin ailesi tarafından bu yönleri acziyet olarak görülmüş.
Çevresinin ,bencilliklerine karşı içinde yaralar biriktirmiş, bu yaraların tekrar tekrar deşilmesinden yorulduğu için sessizliği bir zırh gibi kuşanmış.
Gurnah doğmadan önce babasının kimseye bir şey söylemeden evini ülkesini terk ediş sebebini de buna yorumluyor ,yıllar sonra.
''Batı ,duymak istediklerini söyleyenlere Oskar ödülünü verir'' sözünü haklı çıkaran bir kitap diye düşünüyorum.
Çünkü kitapta Tanzanya'nın İngiliz yönetimindeki sömürgesine klasik bir kaç cümle ile değinilirken , kendi yöneticilerinin beceriksizlikleri ,yetersizliklerine o kadar çok örnekler ve detaylar verir ki ülkenin geri kalmışlığının ve sorunlarının sebebini yine Afrikalılığa bağlamaktan kurtulamayız.