Çok aşık oldum. Çok sevdim ben. Artık âşık olmadan âşık olabilmeyi öğrendim. Evet çok acı çektim, çok gözyaşı döktüm, çok terk edildim. Ama hâlâ ayni yanlışları, ayni hataları yaptığımı görüyorum; çünkü anladım ki bunlar öğrenilecek şeyler degil, yaşanılacak şeyler. Insan ne denli aldatilirsa aldatilsin, kaziklanirsa kaziklansin, ne kadar severse sevsin, nasil kararlar alırsa alsın, her seferinde aynı yerinden bir kez daha düzülüyor.
Artık bunu öğrendim.
Bile bile yaşıyorum bunu.
Oruspuluğu bir kurtuluş sandım. Oruspuluk beni duygusallığimdan kurtarır sanıyordum. Oysa bir de o kendi duygusallığını, yani yaşamdan bilinmeyecek olan o tılsımlı duygusallığıni yükledi omuzlarıma.
Bu oda karanlık diyordum, bu oda yalnız bugün değil her zaman böyle karanlık. Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok..Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum.Ve ihtiyar kanepelerle konuşmak istediğim zaman onlar artik bana anlatacak yeni bir şey bulamıyorlar.