İnsan neden bu kadar sarılır hayata? Hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur hayat. Yaşamak, eziyetlidir; yaşamak, acı çekmektir; yaşamak, eninde sonunda ihtiyarlamak, elden ayaktan düşmek demektir, hepimizin sonu budur. Sonunda hepimiz, sönmüş ateşin soğuk küllerine döneriz. Bebek doğduğunda ilk soluğunu alırken acı çeker; ihtiyar adam son soluğunu acı çekerek verir ve insan bu iki soluk arasında acıdan, kederden, üzüntüden başka bir şey takmaz. Düşe kalka, hep ileride bekleyen ölümün kollarına doğru gittiğini bilerek ilerler hayat yolunda. Ama yine de ikide bir dönüp geriye bakmaktan ve hayatta kalmak için çabalamaktan kendini alamaz. Oysa Ölüm acı vermez. Acı veren hayat'tır. Ama yine de bizler hayat'ı sever, ölümden nefret ederiz. Çok tuhaf...