Mizgin

Mizgin
@Ahubere
Dkab Sosyoloji Homo sum humani nihil a me alienum puto
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan cehalet içinde kaldıkça sadece kendisi­nin yaşadığını sanır, öteki insanlardan ve dünyadan kopuk bir yaşamdır bu, sürekli yanıltıcı bir çevre içinde yaşar bu insan. Bilgi bu boşluğun doldurulmasıdır, hayali görüntülerin bir bir kalkmasıdır. Ama gerçeğin, kendi içinde hiçbir değeri yoktur, sadece kurtuluşa doğru yol gösterir; eğer bir kurtuluş yolu de­ğilse hiçbir şeydir.
Sayfa 92 - sel yayıncılık·Kitabı okudu
Felsefe
Mizgin
Bizim duyularımıza göre dünya derin ger­çeğin bir hayalidir. Doğum bir yaradılış gibi gözükmesine rağ­men bir değişim, bir dönüşümdür, samsara (yeni bir bedende ortaya çıkma çevrimi) yolunda yeni bir deneyimdir; ölüm bir son, varlığın dağılması çağrışımı uyandırır insanda, oysa bir geçiştir, bir postun atılması ve başka bir biçimin beklenmesi­dir.
Stoacı geçmek bilmeyen ağrı ya da acılara karşı kayıtsızdır çünkü kişiliği ve dünyanm acımasızlı­ğı arasına son derece güçlü kendi kararlılığını sokar. Olayların kontrolünü kaybetmek kendini kaybetmektir çünkü olaylar insanın kendi iradesinin gerekçesidir
Sayfa 69 - sel yayıncılık·Kitabı okudu
Felsefe
Mizgin
Özgürlük ahlaksal bir kavramdır; felaketlerden ve tersliklerden kaçamayabilir ama ancak kişisel eylemiyle boyun eğebilir bu duruma. İnsanı, tek efendisinin kendisi olduğu iç dünyasından başka gerçekten il­gilendirebilecek başka bir şey yoktur.
Şöyle diyor Epikuros: "Hastalığımda konuşmalarım asla benim zavallı vücudumun çektiği sıkıntılarla ilgli değildir; ziyaretime gelenlere asla bun­lardan söz etmemişimdir. Ama doğal sorunlarla ilgili ilkelerle ilgilenmeyi bırakmam, özellikle düşüncenin, bir yandan bede­nin sarsıntılarım hissederken bir yandan da sıkıntılardan uzak kalmasını ve kendisine özgü sağlığı nasıl koruyabildiğini an­lamaya çalışırım."
Sayfa 69 - sel yayıncılık·Kitabı okudu
Felsefe
Mizgin
Epikurus ölüm döşeğinde İdomene'ye şöyle der: "Sana bu mektubu hayatımın son mutlu günlerinde yazıyorum. Karnım ve belim dayanılmaz şekilde ağrıyor. Ama seninle sohbetlerimizin anılarına dalınca duyduğum zevk geçiştiriyor bu ağrıları."