..birden Albertine'in yanında kalmak için şiddetli bir arzu duyup doktorun teklifini kesin olarak reddettim. Bu ani kararın sebebi, Albertine'in gülüşünü duymuş olmamdı.
Otelin önünde durmuş olan küçük bir laterna, yükselen denizin yuttuğu kumsalın sessizliğinde cılızlaşarak, bu endişeli ve kaypak saatin sinir bozucu belirsizliğini yansıtıp artıran bir ses gibi Viyana valsleri çalıyordu.
Paris-Balbec treninde otururkenki haliyle büyükannem geldi gözlerimin önüne; benim bira içmem kendisine o kadar ıstırap vermişti ki o yolculukta, bakmamayı tercih etmiş, gözlerini kapatıp uyuyormuş gibi yapmıştı.
Bir süredir yaşamış olduğum hazların yerine şu anda tatmam mümkün olabilecek tek haz, geçmişi değiştirip büyükannemin bir zamanlar çektiği acıları azaltmak olurdu.
Bir cümle söyleyebilmek için -o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazılıyordu. En azından kapaklarına "Bu kitap bilmemkaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır" diye bir not düşülebilirdi. Böyle olmayınca, kitabın anlatmak istediği saçmalık yüzlerce sayfanın arasına gizleniyor; ne yazan ne de okuyan, bunca kalabalığın arasında aradığını bulabiliyordu.