Her kavram, başlangıç haliyle bir “tez”dir. Tez, bir olumlamadır ve kendi
varlığı ile taşıdığı karşıtlığın birliğidir. Tez, karşıtlığı aşma yönünde hareket
eder, çünkü, taşıdığı karşıtlık dolayısıyla kavram, kendinde ve olanak
halindedir, bundan çıkmak, kendi için ve gerçeklik haline gelmek
zorundadır.Hareketi içinde çelişki çözülerek, anti-tezin varlık nedenini oluşturur. Böylece tez dolaylanır, bir başka’ya bağlanır: “Burada birinci terim (tez),özünden başkasının içine batırılmıştır.” (Hegel)
İnsanlar artık görmek, işitmek, sevmek ve düşünmek için değil, sadece görülene, işitilene, sevilene ve düşünülene sahip olma yönünde dürtüler hisseder.