Adia

Okuduğum en kötü Diyalektik Materyalizm kitabı olabilir ... Teorik boyutunu çok yüzeyden ve kısa bir şekilde anlatıyor bana kalırsa bu şekilde teoriyi basitleştiriyor. Yüzeyden anlatmasına ve basitleştirme çabasına rağmen olayı daha karmaşık bir hale getirmiş ... Daha çok pratik boyutuna odaklanmış, pratiğin önemini yadsımıyorum ancak teorinin soyut kısmı iyi kavranmadıkça pratik de okuyucunun kafasında net olmuyor... En çok rahatsız olduğum kısım, "materyalizmi mekanik olarak görenler metafizik bir bakış açısına sahiptir " vs vs bu tarz kategorileştirme biçimi kitapta çok yaygın , söylediği şeyler yanlış değil ama daha doğru düzgün teoriyi anlatmadan materyalistler şöyle metafizikciler şöyle vs şeklinde anlatımlarda bulunuyor . Bu yazarın anlatım biçimini bir türlü sevemedim , bir sürü gereksiz metaforlar , benzetmeler vs ekleyerek okuyucuyu gereksiz yere yoruyor ve bunaltıyor . Bazı yerlerde kişisel yargılarını eklemesi de hoşuma gitmedi ...
Felsefe
Diyalektik MateryalizmHikmet Kıvılcımlı · Derleniş Yayınları · 2016109 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
4/10
·240 syf.··
2021 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 12:00
Freud'un dinin kökenine karşı hep bir merakı vardı . 1911 yılında , dinin etnolojik kökenini özellikle Frazer ve Wundt'un çalışmalarından yardım alarak araştırmaya başladı. Bu merakının ve bilgilenmenin ardından totem ve Tabu kitabını yazdı. Kitabın teması psikanalitik bakış açısıyla yazılmıştır kitapta ahlakın ,dinin ,kültürün vs varoluşunun psikanalitik anlayışla anlatıldığını görüyoruz . Ancak psikanaliz alanının dışındaki bilim adamları bu eseri hiç iyi karşılamamışlardır .Mesela D.Freedman Freud'un babasıyla olan kişisel ilişkisini evrenselleştirdiğini söylemiştir . Çoğu etnolog ,Freud'un olayları yanlış yorumladığı ve bu teorilerin evrensel olmadığı aynı zamanda kurgu olduğu konusunda argümanlar yaymaya başlamıştır .O etnologlardan birisi de Malinowski'dir , Freud'un cinsellik kökenli teorilerinin gerçek olup olmadığını anlamak için dünyada tek bilinen anasoy kabileyi inceledi ve Freudyen teoriyi bir nevi somut verilerle yanlışladı : Freud modern toplumun sosyolojik yapısını gözardı etmişti ,Oedipus kompleksinin ve teorisindeki daha birçok cinsellik temelli fikirlerinin ataerkil toplumun sonucu olduğunu bilmiyordu .Çünkü o sadece modern ataerkil toplumu inceleyerek evrensel bir teori geliştirmişti . Ancak Freud , hiçbir zaman teorisini savunmaktan vazgeçmedi ve eleştirilere kulak asmadı . Şimdi o tepki toplayan teorileri biraz inceleyelim: ●İlkellerde ve nevrotiklerde aşırı derecede ensest korkusu Psikanalitik teori bağlamında erkek çocuğun cinsel enerjiyi yönelttiği ilk nesne(anne) ensest bir karaktere sahip dolayısıyla bu ensest arzu ağır bir cezayla sonuçlanacaktır : çocuk eğer ensest arzusundan vazgeçmezse babası onun pipisini kesecektir(kastrasyon) . Çocuğun en "değerli "organı olan pipinin kesilme ihtimali tam anlamıyla bir kaygı sebebidir
Psikanaliz
Totem ve TabuSigmund Freud · Say Yayınları · 20167,9bin okunma
Insanın kişiliğini ne belirler?Insanın Özü var mıdır? Psikoloji bilim midir?
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2021 11:28
Bir insanın işi özel hayatının bir parçası değilse yabancılaşma denilen duygu meydana gelir : insan hem kendisi için çalışmalı çünkü hayatta kalmalı ama bir yandan da piyasa için üretmelidir .Marx aslında "çalışmayı ortadan kaldırma" fikrini savunurken tam olarak bu yabancılaştıran çalışma düzeninden bahsediyor , bu sadece komünizmle mümkün olabilirdi: "herkesin çalışması kendi kişiliğinin ifadesi ve zenginleşmesi olduğu bir düzen" diyebiliriz bu sisteme. Daha sonra yazar sosyal bilimlerin literatürdeki eleştirilerini bizimle paylaşıyor : antropoloji,psikoloji tarzı alanlar insanı sisteme uyumlu kılan mekanizmaları savunuyor . Bunu psikanalizin toplumsal ilişkileri yadsıması şeklinde örneklendirebiliriz. Freud'un "id,ego ,süperego " kavramları sadece tarihsel süreçten bağımsız değiller aynı zamanda salt soyut kavramlardır dolayısıyla bunların bilimsellikten yakından uzaktan alakası olmadığını söyleyebiliriz. Oedipus kompleksi evrensel ve biyolojik bir süreç olarak anlatılıyor. Ama bazı etnolojik araştırmalar (Malinowski) bu kompleksin evrensellikten uzak olduğunu kabileleri inceleyerek kanıtlamıştır. Freudyen teoride bu kompleks çocuktaki süperego'nun gelişimini sağlar , bu psişik yapı çocuğun topluma adapte olmasını sağlayan mekanizmadır. Biyolojik olan Oedipus kompleksi toplumsal müdahaleye mağruz kalır ve süperego bu ensest arzulardan savunma mekanizmaları sayesinde kurtulur. Bu süreci yaşamayan insan "nevrotiktir" "sağlıksızdır " , bir insan sağlıksızsa Oedipal dönemde ortaya çıkan süperego oluşumunda bir sorun vardır yani insanı sağlıklı kılan şey topluma adapte olma kabiliyetidir .Süblimasyon tarzı savunma mekanizmaları her sağlıklı insanda olması gerekendir :Toplumun ahlak anlayışına uyumayan libido topluma faydalı kültürel bir faaliyete dönüştürülmelidir
Psikoloji
Marksizm, İnsan ve ToplumTaner Timur · Yordam Kitap · 201524 okunma
Puan vermedi·65 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 00:42
Freud eserin başında insandaki psişik mekanizmayı anlatıyor : cinsel enerji yükselince gerilim de yükselir , azaldığında ise gerilim azalır. Psişik dünyamızın zevke ulaşması için gerilimin de azalması gerekir .Eğer bu cinsel enerji Ego tarafından kabul edilmiyorsa ( bildiğimiz gibi Ego dış dünya ile bağlantı kurar ,kısacası dışsal gereklilikleri göz önünde bulundurur ) , bazı savunma mekanizmaları devreye girer, bkz : süblimasyon meydana gelir yani toplum tarafindan tehdit oluşturan cinsel enerjinizi toplumun kabul edeceği bir nesneye odaklarsınız( mesela sanatsal aktiviteler ,entelektüel faaliyetler vs....) . Sadete gelecek olursam Freud psişik mekanizmamızı anlatan güzel bir giriş yaptıktan sonra konuyu psişik yapının kendini korumaya kararlı olduğunu ve zevk arayışı tarafından yönlendirildiği bu klasik iddiayı sorgulamaya getiriyor. Analizleri aslında pek çok insanın davranışına açıkça zevkin eşlik etmediğini ve dolaylı olarak da buna yol açmadığını gösteriyor : örneğin psikanalitik tedavide acı verici olayların veya aşağılayıcı sahnelerin kompulsif tepkiselleşmesi, rüyanın içeriği , travmatik nevrozlar vb. Bu gözlemler, zevk ilkesinin ötesinde iş başında olan diğer eğilimlerin varlığını sorgulamaya yol açıyor. Psişik yaşamın derinliklerine ilişkin bu analiz, büyük bir hipotezin ortaya çıkmasına yol açacaktır: iki tür organik dürtü, yani cinsel dürtüler (yaşam dürtüleri) ve ölüm dürtüleri arasındaki temel bir çatışma. Önerim , eğer Freud'e pek hakim değilseniz bu kitaptan başlamamlısınız. Ağır bir dili yok ancak anlamak için Freud'ün diline hakim olmanız gerekiyor . .
Psikanaliz
Haz İlkesinin ÖtesindeSigmund Freud · Tutku Yayınevi · 20141,234 okunma
9/10
·84 syf.··
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 18:07
● Marksizm Hegel'in diyalektik teorisini geliştirip, metafizik boyutundan kurtularak materyalizm üzerine kurulu diyalektiği çıkarmıştır. ●Diyalektik felsefesine göre dünya hep hareket içindedir ve sürekli ilerleme yolundadır kısacası hiçbir şey sabit kalmaz , herşey gelişir . Bu yüzden Marksizm metafiziğe şiddetle karşı çıkar çünkü metafizik öğretiye göre sabit bir bilinç tarafından yönetilen bir dünya vardır bu da sabit bir hukukla ve yönetme şekliyle oluşur. Halbuki Diyalektik Materyalizme göre herşey değişir kültür,ahlak , düşünceler vs ... Bu sebeple Stalin'nin de belirttiği gibi ne olursa olsun , Sosyalist bir sisteme her şartta erişeceğiz,bundan kaçış yok . Mademki dünya hareket içinde ve sürekli gelişiyor o zaman ekonomik sistemde gelişecek ve bizi sosyalizme getirecektir. Kaldı ki şuanki kapitalizm sistemde üretim işçilerin birliği sayesinde gerçekleşiyor , kolektif bir emekle ama bu kolektif çalışma şartına zıt düşen bir mal edinme sistemi var , paylaşma üzerine kurulu olmayan özel mülkiyet sistemi . Üretim şekliyle sermayenin zıtlığı söz konusu , bu zıtlık bize kesinlikle kaçınılmaz bir şekilde sosyalizme getirecektir . Işçilerin bilinci üretim biçimine gore şekilleniyor dolayısıyla bilinçleri ile mal edinmenin özel niteliği uyumsuz oluyor . Kolektif bir bilince kolektif olmayan bir mal edilme şekli sosyalizmi kaçınılmaz kılıyor . Bu zıtlık zirveye ulaştığında yani kapitalist ekonomik sistemin en çok geliştiği noktada devrim kaçınılmaz oluyor çünkü sömürülen proleteryanın sayısı çoğalıyor , devrimi gerçekleştirmek için yeterince popülasyona sahip olunuyor . Sömürülenler sömürenlerden daha kalabalık olduğu zaman ,işte o zaman devrim için yeterince araç vardır. ●Kitabı okurken Hegel'in Mutlak bir Tini savunurken diyalektiği ortaya koymasının ne kadar
Anarşizm mi? Sosyalizm mi?Josef Stalin · İnter Yayınları · 1997392 okunma